26 Mart 2012 Pazartesi

Tam istihdam kapitalizmin, barış TC'nin kabusudur


Garip işler oluyor. Garip işler yapılıyor durmaksızın.
İstanbul Zeytinburnu-Kazlıçeşme taraflarında, her merdivenin altında bir tekstil tezgâhı varken oralarda dolaşanlar garip bir şey görürdü: Işıklı işçi arama tabelaları: “Overlokçu, romeyözcü, son ütücü… ler aranıyor!”
Işıklı tabela, yani öyle bir iş yeri ki, hep işçi ihtiyacı var. Öte yandan İstanbul’da yüzbinlerce insan iş arar, binlercesi de tekstil sektöründe ekmek peşindedir işsizlerin. Tabela tabii ki sektördeki dinamizmi filan göstermez, tabela “eksik istihdam”ın kapitalistik bir kurum olduğunu gösterir.  İşe alınan ne zaman atılacağın, işsiz olan da ne zaman işe alınacağını bilemeyecektir. Televizyon sineği iktisatçılar, politikacılar, sosyologlar durmadan bir şeyler konuşur durur, çareler, stratejiler filan uydurur durur, ama işin özü açıktır: Tam istihdam kapitalizmin kabusudur, eksik istihdam da can simidi. Bileceksiniz işte, emek rekabetinden sermayedarın karlı çıkmasının ideal yolu, emek arzının karın tokluğuna razı olacak halde tutulmasıdır. Işıklı tabelayla işçi aramak, işsizliğin kurallaştırılmasının en parlak delillerinden biri.
Geçen hafta boyunca garip bir şeyi tartıştık, garip bir kanun ve garip maddeler. Özetle, “şehitlik” yasası, diyelim. Buna göre sadece güvenlik görevlileri değil, sadece üniformalılar değil, sadece “savaşma” görevi olanlar değil, işte, çatışmalarda, bombalar patladığında filan canlarını kaybeden siviller de “şehit” sayılacak. Mesela Uludere mazlumları. Mesela, söylendiğine göre, ailesi başvurursa, suikastla canını yitiren Hrant Dink şehit sayılabilecek.
Hemen belirtelim: Şiddet olaylarından, çatışmalardan, patlamalardan, saldırılardan zarar gören yurttaşların tamamı, devletten hesap sorma hakkına sahiptir. Bunun için genel idare hukuku prensipleri ve tazminata ilişkin kurallar yeter de artar bile, ayrıca bir yasaya filan da ihtiyaç yok. Yasa bir boşluğu filan doldurmuyor, AK Parti hükümetinin iki yıldır giderek yükselttiği popülist-milliyetçi söylemi pekiştiren yeni bir işlemden başka bir anlamı yok.
Bu yasa tekstil sektöründeki “ışıklı tabela”yla aynı işi, işlevi görüyor: Ölme ve öldürme, bu ülkenin temel hali ve öyle kalacak deniliyor bizlere! Yetvart Danzikyan’ın güzel tanımıyla: Operasyon toplumu: herkes terörist, herkes şehit!
O zaman bağlayabiliriz: Önemli olan olguların, olayların, işlemlerin dilidir, işin öznelerinin ağzından çıkan laflar değil. O laflar zaten olguları, olayları, işlemleri örtmekten başka hedef taşımazlar çoğu zaman.
Eksik istihdam nasıl kapitalizmin can damarıysa, tam istihdam nasıl kabusuysa, “eksik güvenlik” de, barışçı ortam da Türkiye Cumhuriyeti’nin can damarıdır; tam güvenlik, barış da kabusu. Ben söylemiyorum, bu kanun söylüyor. 
İki nedeni var bunun, biri tarihten, biri seçilen gelecekten kaynaklanıyor: Tarihsel olarak "olağanüstü hal" koşullarında, "olağanüstü hal hukuku"nu, yani "istisna hali"ni esas alarak doğdu. Şimdiyse otoriteryen neo-liberal muhafazakarlığı gelecek olarak seçti kendisine. "Güvenlik devleti" yani, vatandaş için güvenlik olmayan ortam, bu siyasal seçimin ruhunun gereği. 

0 yorum:

Yorum Gönder