26 Aralık 2011 Pazartesi

Şairin Yüzyılı, Filozofun Yüzyılı, Bizim Yüzyılımız

“Yirminci yüzyılı yaşadım
Ertelenmiş bir yüzyıldı bu
Yıkık bir sur yazgımızın uydusu
Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte
Bırakmaz günün adını koyalım.”


Melih Cevdet Anday’ın nefis Yağmurun Altında şiiri böyle başlar. Fransızların ünlü filozoflarından (ne çoklar!) Alain Badiou da ‘Yüzyıl’ adlı kitabının ithaf bölümünde ilk şunu yazar: “Devrimlere ve militanlara yönelik aforozlara ve günümüz ‘demokratlarının’ bütün bunları geçersiz kılma çabasına aldırmayan Natacha Michel, bir gün, ‘20. yüzyıl yaşandı’ dememiş olsaydı bu metinleri yazma fikri aklıma bile gelmezdi.”

25 Aralık 2011 Pazar

Yürüyüşler-5



                                                             Yürüyorum. Kent bana yazıyor.
                                                             Bende yazıyor. Beni yazıyor. Böyle böyle yazmış
                                                             oluyorum ben de, yazılırken yazılırken...





Soğuk. Açık, ışıl ışıl soğuk. Boğaz boyu naylonla kaplı, UFO'lu tıkınma mekanları dolu. Görgüsüzlün naylon estetiği. Ne yiyorlar? Plastik çiçek?

Plastik çağ, plastik ısı, plastik ateş, plastik yaşam. Bu ufolar, enerji sefahati. Dönemin alameti. Bireysel aklın sefaleti. Kafaya hizalanmış akkor. Evlerde hayat kalmadığının bir başka alameti mi?

Evet, evler ölmüş olmalı, ufolu bahçelerde sözümona keyif yapmaya şartlanmış  çiftler, arkadaş grupları, aileler. Bir arada oturacakları evleri kalmamış olmalılar. Evleri artık sahte ev.



21 Aralık 2011 Çarşamba

Kara Işıltılı Kareler-5

Sevişmenin safranı
Tek renge boyar
Orada olanı
Orada olmayanı


Bir gözle kapanıyor
İki sevgiliye bağlı zaman
Bir gözle açılıyor


Yeni bir toprak katı kürüyor
Sevi höyüğünde, birbirini benimsemiş eller, tırnaklar
Eskinin üstüne...
İsteğin arıları inliyor, aynı kovanda
Aynı gömeçte toplanıyor balları




Tenin kıyılarına vurup vurup çekiliyor
Pembe kekre dalgaları tenin


Yeni çizgiler bırakıyor çekilirken
Eski çizgileri üstüne
Yüze yer etmiş sevincin, üzüncün



Bir gözle açılıyor
Seviyle sevişme arasındaki mesafe
Bir gözle kapanıyor
..................................................................
Kara Işıltılı Kareler-13
Kara Işıltılı Kareler-12


Kara Işıltılı Kareler-11


Kara Işıltılı Kareler-10

Kara Işıltılı Kareler-9

Kara Işıltılı Kareler-8

Kara Işıltılı Kareler-7


Kara Işıltılı Kareler-6


Kara Işıltılı Kareler-4


Kara Işıltılı Kareler-3


Kara Işıltılı Kareler-2


Kara Işıltılı Kareler-1


(Mayıs-Haziran 2007'de yazıldı. Tamamı 18 şiirdir. Cumartesi Şiir'de yayınlandı. http://www.cumartesisiir.com/

18 Aralık 2011 Pazar

Yürüyüşler-4


                                                                        
                                                                    Yürüyorum. Kent bana yazıyor.
                                                                    Bende yazıyor. Beni yazıyor. Böyle böyle yazmış
                                                                    oluyorum ben de, yazılırken yazılırken...







Kadıköy. Kış güneşi. Lodos. Bunaltıcı. Kadıköy’ü de lodos vurmuş gibi. Balık sürüsü gibi çıkıyoruz vapurdan. Otobüslerin, otomobillerin arasından yüzüp dağılıyoruz. Kalabalıkta yürünmüyor, yüzülüyor.
**
Kalabalık. Akan bir şey kalabalık. Akışkan. Yürüyen insanlar değil, akışkan yasalarına uygun hareket eden parçacıklarız.

Kadıköy meydanı meydan değil. Büfeler. Otomobiller. Otobüsler. İnşaat çitleri... Bir set, film seti gibi. Çekilmeyecek bir filmin hazırlanıp unutulmuş seti gibi.  

Taksim meydanı tiyatral. Eminönü bazen meydan, bazen değil. Bazen tiyatral, bazen sinemasal, bazen ortaoyunu, bazen açık çarşı.

16 Aralık 2011 Cuma

Yürüyüşler-3

                                                                  Yürüyorum. Kent bana yazıyor.
                                                                  Bende yazıyor. Beni yazıyor. Böyle böyle yazmış
                                                                  oluyorum ben de, yazılırken yazılırken...







Emirgan, sahil. Bir aile. Anne, baba, iki çocuk. Sahile konulmuş dürbünle karşı kıyıyı izliyorlar. Işıkları. Kapalı gök. Göğü yaran ışıklar.
Dürbünle ışıkları izliyor bir aile. Zaten göze saplanan ışıklar. Göğü yaran spotlar. İstanbul, altımızdaki ırmak, üstümüzdeki ışıklı ağ.
Sadece alt sınıflar değil, orta sınıflar için de yoksul hayat. Dürbünle geceden artana bakıyorlar. Gecenin kabuğuna. İçinde yüzdükleri ağa.
İçlerine bakıyorlar aslında. İçlerine işleyen kente. Soğuk, nemli soğuk. İstanbul, nemi gibi işliyor içine insanın.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Ahlaklı bir Yeşilçam Filmi: Yangın Var

Yangın Var’a korka korka gittim. Bütün filmlere korka korka giderim zaten, sinema beni yorar, etkiler ve en iyi bulduğum da en kötü bulduğum da günlerce aklımı, zihnimi işgal eder. Hareketli görüntüyle yapılmış işleri bir tür zihin saldırısı gibi algılarım hep. Kişisel, duygusal bir hal mi? Pek de değil. Sinema pek kişisel bir iş değil, tek tek kişilerin zihninde bence bir tür bomba gibi patlıyor olsa da. Neyse. Teori zamanı değil, karşılaştığım eğlenceli bir filmden söz etme zamanı.

Korka korka gittiğim filmden neşeli çıktım. Benim neşeli olabildiğim kadar tabi. Sonra sorup durdum kendime: “Sevdin sevdin de sor bakalım kendine niye sevdin.”


13 Aralık 2011 Salı

Kara Işıltılı Kareler-4



Saçılıp kıvrılıyor


Tenin derinlerinde


Ateşin öpüşlere uyanmış bir erden


İlk günkü gibi telaşlı, tedirgin





Susturuyor


Dokunuşun kesin dili


Zihindeki uğultusunu Babil’in





Kanın zamanaşırı şarkısı


Yankıyor bedenin kayaçlarından





Sevinin kavşağında yaşam


Yeni yaşamlara çatallanıyor
.....................................................
Kara Işıltılı Kareler-13
Kara Işıltılı Kareler-12


Kara Işıltılı Kareler-11


Kara Işıltılı Kareler-10


Kara Işıltılı Kareler-9


Kara Işıltılı Kareler-8


Kara Işıltılı Kareler-7



Kara Işıltılı Kareler-6


Kara Işıltılı Kareler-5




Kara Işıltılı Kareler-3


Kara Işıltılı Kareler-2


Kara Işıltılı Kareler-1


(Mayıs-Haziran 2007'de yazıldı. Tamamı 18 şiirdir. Cumartesi Şiir'de yayınlandı. http://www.cumartesisiir.com/

11 Aralık 2011 Pazar

Yürüyüşler-2

                                                                           Yürüyorum. Kent bana yazıyor.
                                                                           Bende yazıyor. Beni yazıyor. Böyle böyle yazmış
                                                                           oluyorum ben de, yazılırken yazılırken...






Güneş. Beklenmedik kış güneşi. Sabah. Güzel sabah.
Güneş ve kuşlar.
Kuşlar ötünce sabah gelmez. Sabah kuşların da öttüğüyle gelendir.
Ya da şöyle: Sabah gelince ötmez kuş, sabahın gelişidir o zaten. Ortalık aydınlanmaz sabah gelince. Sabahın gelişidir, kuş, güneş, aydınlık. Güneş ve kuş. Sabahtır.

**
Boğaz akıyor. İstavrit akıyor.
Her dalgada bir martı, bulut gibi. Ne şölen ne cenaze. Ağızdan ağıza yaşam akıyor.
Oltacılar. Çok ciddi insanlar. Ciddiyetle yaşıyorlar, evet. Büyük bir ciddiyetle. Öldürmek ciddi bir iş. Misinalardaki gümüşi titreyiş, ölüm. Ölmek ciddi bir iş.



Kara Işıltılı Kareler-3



Birikmiş


Tozacak birazdan


Beden bedene


Sıcak bir kar





O çevirdi


Her birinin yönünü diğerine





Onun çığı sakladı


Her birini dünlerinden


Yarınlarından, dışarıda bıraktıklarından


Dudağın dudağa kapandığı an





Ayrılmaz


Tenin fırtınası


Tinin fırtınasından


8 Aralık 2011 Perşembe

Yürüyüşler-1

Yürüyorum. Kent bana yazıyor. Bende yazıyor. Beni yazıyor. Böyle böyle yazmış oluyorum ben de, yazılırken yazılırken...


Köprü mavi.
Deniz sarı, siyah, lacivert.
Dolunaya bir tırnak var.
Ayaz.
Oltada balık.
Titreyen gümüş.
Acının dilsiz gümüşü.
Titreyen can...
 

Oltadaki iğneli ekmek. En hain tuzaklar hep ekmek üzerinden mi?
 

Balık sadece denizde yaşayan canlı değil, balık biraz da denizin canı.


Kara Işıltılı Kareler-2

Düğümleri çözülüyor bir bir
Yalımına düştüğü tende
Ömrünce dolanmış yumakların


Çözüldüğü gibi
Saçı, düğmeleri
Açılıyor


Heykelini çevreleyen kumul
İvecen parmaklarında hayretin
Tez canlı nefesinde


İki heykel
Kalıyor
Yüz yüze
Siliniyor
Zihindeki son gölge
.........................................
Kara Işıltılı Kareler-13
Kara Işıltılı Kareler-12
Kara Işıltılı Kareler-11
Kara Işıltılı Kareler-10
Kara Işıltılı Kareler-9
Kara Işıltılı Kareler-8
Kara Işıltılı Kareler-7

Kara Işıltılı Kareler-6
Kara Işıltılı Kareler-5
Kara Işıltılı Karaler-4
Kara Işıltılı Kareler-3
Kara Işıltılı Kareler-1


(Mayıs-Haziran 2007'de yazıldı. Tamamı 18 şiirdir. Cumartesi Şiir'de yayınlandı. http://www.cumartesisiir.com/

6 Aralık 2011 Salı

Koza

Görünmez

İplikler çözülür

Yaşamın çilesinden

Kendi içine gömüleceğin zaman



Kirpiklerinde minik çekiçler

Döver altınını her kırpılışta

Etrafına doladığın tel örgünün



Kendi toprağını elersin

Karmak için

Tutunacağın dünyanın harcını

Gün güne, gece geceye eklenir



Tutuşur 
Ocakları bedenin

Yeni bir saat kurulurken

Kapandığın beyaz sayfalardan

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kara Işıltılı Kareler-I



Karanlığa bakıyor


Kendisini içine attığı karanlığa


Kendi içinden attığı... Açılan


Bir kucak gibi


                   Ve sarmalayan


Yavaşça, gözkapakları kapanınca





Yeni günü doğuyor


Kendisini yeniden biricik kılacak





Günlerin zifiri dağılıyor


Tenin bucaklarında





Yükseliyor


Baş döndüresiye





Evrenin ikiz yıldızı


Sevi dönencesinde




.................................


Kara Işıltılı Kareler-2


Kara Işıltılı Kareler-3


Kara Işıltılı Kareler-4


Kara Işıltılı Kareler-5


Kara Işıltılı Kareler-6


Kara Işıltılı Kareler-7

Kara Işıltılı Kareler-8


Kara Işıltılı Kareler-9

Kara Işıltılı Kareler-10

Kara Işıltılı Kareler-11

Kara Işıltılı Kareler-12
Kara Işıltılı Kareler-13

(Mayıs-Haziran 2007'de yazıldı. Tamamı 18 şiirdir. Cumartesi Şiir'de yayınlandı. http://www.cumartesisiir.com/