20 Ağustos 2016 Cumartesi

Yara ile Bıçak



Gün bitmiyor. Maskeli gün. Kar maskeleriyle geziyor gezen. Yaranın günü. Uzun acının. Uzayan acının. Uzun ölümün. Bitmeyen

Nasıl ölüm bu bitmiyor?
Bitmiyor

Gün bitmiyor

Gündüzle gece birbirini kovalıyorsa da bitmiyor gün. Bitmez yaralının günü. Gündüzü, gecesi. Yaralı yolda. Kaldırımda. Ağacın altında. Minarenin. Direğin. Ateşin

Kucakta. Çaresiz kucak
"Mayrig!"
“Yadê!”
"Yamo!"
"Maman!"

Yaralı. Ateş altında. İçinde. Ateş içinde ve içinde ateş
Ölümün günü değil, nefesi kesilen çoksa da. Çoksa da kanı yola yolağa akan. Ölümün günü değil. Yaranın günü

Ölmekle de dinmiyor yara

İşte çıplak atıldım. İşte yakıldım. İşte çekildim kancayla. İşte süt beklediğim dünyadan mermi geldi. İşte kaldım kaldırımda. Ağacın altında. Minarenin. Ateşin

Kar maskeli gün. Yaranın günü. Uzun yaranın. İnce yaranın. Derin. Alnımda değil karatahtada yazılı, olanlar, olacaklar

Yazdılar tahtaya, yok yüzleriyle yazdılar, yok ettikleri kavmin adının yanına yazdılar adımı, bıçakları bileyen sözler eşliğinde

“Dayê ez ê bimirim!”

Yaraya bakıp bıçağı konuşuyoruz
Yarayı bırakıp bıçağı anlamaya çalışıyoruz
Yaraya bakıp bıçağın güzelliğini övüyoruz
Yaraya bakıp bıçağın gücünü ölçüyoruz
Yaraya bakıp
Bakıp

Bakıyorsak da görmüyoruz yarayı
Bıçağın başında toplanmışız, ne güzel bıçak!


Yeni yaraları eski yaralar açıyor
“Termê mîrê Xerza ma ye ber berfê yo.”


İnsan bilmeli, öldüğü günleri
Doğduğu günleri

Yarayı bilemezsin ama

Demiri eritiyorlar. Taşı patlatıyorlar
Can zaten incecik

Söyleyin ben nasıl ölmeyeyim?


Ya da söyleyin, nasıl öleyim?