27 Mart 2013 Çarşamba

Devlet, deprem ve çocuk


Her ölüm ağırdır. Daha da ağırlaşır payımız olduğunu bildiğimizde.

Kimi zaman nedensizliktir ağırlığı yaratan. Kimi zaman nedenler. 

Nedenlerden biri, en önemlisi payımızdır. Yaşamda olduğu gibi tıpkı, her ölümde payımız var.

Bingöl’de 2003 yılında, 1 Mayıs’ı 2 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahına doğru 6.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Çeltiksuyu Yatılı Bölge İlköğretim Okulu’nun yatakhanesindeki 113 çocuk enkaz altında kaldı. Okulun yanı sıra bazı devlet binaları da yıkılmıştı.Devlet, halkın üstüne yıkılmış gibiydi. 

Çocukların üstüne.84 öğrenci ile bir öğretmen kurtarılamadı. 

Çocukların yattığı bina, çocukların değil müteahhitlerin çıkarlarına uygun yapılmıştı. 

Kültür, “Önce para” diyen kapitalist kültürle, her sabah “Artık önce kapitalistler” diye uyanan devlet kültürüydü. Haberler, haberciler koştu oralara, acıyı göstermek için. Görmek değil, göstermek. Acı çok zamandır bir gösteri nesnesi, bir yaşam boyutu değil.

Yaşlı, yaslı bir Kürt, başını ellerinin arasına alıp çöktüğü yerden, kendisine mikrofon uzatan sunucuya şöyle dedi, ağlaya ağlaya:

“Ben ahır yapmışım kızım, ineklerim sağdır. Devlet okul yapmış, çocuklarımız ölüdür.”


26 Mart 2013 Salı

Ahmet Hamdi Tanpınar'dan 
Ahmet Hamdi Tanpınar'a



Behçet bey düşlere yatıyor
Düş görenin kim olduğunu
Artık anlamasa da

Sürekli yaz yağmurunda
Behçet beyin belleği
Kendisi sonbahardaysa da 

Bahara doğru koşuyor
Behçet beyin ömrü
Bedeni kışa giriyorsa da

Behçet beyin eli
Saat ayarlıyor durmadan
Zaman hakkında bir fikri kalmasa da

(Kalem, kağıt ve mürekkeptir Behçet beyin tüm varlığı. Bu yüzden ne içinde zamanın, ne büsbütün dışında. Sayfalar kapanınca uyanıyor mudur Behçet bey? Uyuyor her seferinde, sayfalar açılınca. Bu yüzden hem içinde zamanın Behçet bey, hem büsbütün dışında.)

24 Mart 2013 Pazar

Eski Zaman Kadınları




                            (Nahit Sırrı Örik’ten Nahit Sırrı Örik’e, elbette.)


Yaşını alıp satanı koyar esirin, adı gibi.

21 Mart 2013 Perşembe

Bakan oturmuş öğrenci öğütler


Bir bakan, 
kendisini yumurtayla 
protesto etmek isteyen genci 
karşısına alıp öğütledi. 
Sonra da öğütlerini bize anlattı. 
Bir çocuk, kafası presle ezildi. 
Herkes sustu.



19 Mart 2013 Salı

Hükümetim tek, kadehim sek!


Başbakan'ın CHP'yi rakıyla dövmesine kaç puan?

Şöyle mi yani: Siyasette tekçi, rakıda sekçi!

16 Mart 2013 Cumartesi

Konuk yazar: Serdar Adanır, 4. Yargı Paketi'ne dair: Elinizi vicdanınıza koyduğunuzda...

Bu bir mektuptur. Serdar Adanır'ın bana yolladığı bir mektup. Radikal'de, dördüncü yargı paketine ilişkin çalışmam çıktıktan sonra geldi. Bana bir eleştiri bir yanıyla, asıl önemli yanıyla ise aslında bu küçük, gürültülü ama hiçbir sadre şifa olmayan paket hakkında sıkı bir eleştiri. Benim o yazıda yer almayan yönleri deşifre ediyor. Merakı olanlar için okumaya değer. Serdar Adanır'ın izniyle mektubu olduğu gibi aşağıya alıyorum.

13 Mart 2013 Çarşamba

Mehmet Sait Taşkıran'ın Goranîlerle ilgili videosu Pir Şaliyar'ın düğünü...

Atlas dergisinin Mart sayısında, Mehmet Sait Taşkıran'ın Goranîlerle ilgili yazısı var. Bir gezi yazısı. Fotoğraflar şahane. Bir de video yüklemiş Mehmet Sait Taşkıran ağa, ahan o videodur...








Temel haklar pazarlık usulüyle düzelmez (4. yargı paketindeki sorunlara kısa bakış)


4. Yargı paketinde gerçekten 
önemli hamleler var. 
Fakat bu hamleler, temel hakların 
pazarlık usulü ve perakende 
dağıtılması alışkanlığına 
kurban gidiyor; yarım kalıyor. 
Pakete “reform” diyeceksek 
ya Meclis’ten bu haliyle çıkmayacak, 
ya da kısa sürede beşinci, altıncı paket çıkacak.





11 Mart 2013 Pazartesi

Necati Bey'in döne döne redifli gazeli


Divan şairlerinden Necati Bey'in, Şeyh Bedrettin için söylendiği kabul edilen "döne döne" redifli iki gazelinden biridir...

Döne döne okunmalı Bedrettin


Kültür Bakanlığı, Şeyh Bedrettin kitaplarını basmaya başladı. "Devlet" şeyh için daha önce iki şey yapmıştı: Osmanlı'yken astı. Cumhuriyet'ken kemiklerini (35 yıllık bir savsaklamayla da olsa) defnetti. Şimdi kitaplarını basıyor. Bu üçüncüsü, en iyisi. 





Ayağı yer mi basar zülfüne berdâr olanın
Zevk ü şevk ile verür cân ü seri döne döne *


Osmanlı 16. Yüzyıl şairlerinden Necati, Şeyh Bedrettin için söylendiği kabul edilegelen ‘döne döne’ redifli gazelinde böyle tasvir eder Şeyh’in darağacındaki halini.
Şeyhin bu en eski betimlenişi, adının etrafında 20. yüzyıl boyunca gösterilen ilgiyi de niteler: Gerçekten de Şeyh, edebi, entelektüel, siyasal ilgilerin odağı olmuş, döne döne okunmuş, hakkında neredeyse her türden metin üretilmiştir. 

8 Mart 2013 Cuma

Şu fakir Kürtçe!


Beyefendi, bir çevirmenler derneğinin başında. Çeviri, şu zor iş. Şu birbirinden zorlu “iki efendiye hizmet” işi. Babil’den beri insanın insanla anlaşması için yapılan iş. Çevirmen, o zor işi yapan kişi. Bir tür çevirmenbaşı beyefendi, diyor ki, “Kürtçe hukuki talepler dile getirilemez, Türkçeye çevrilemez.”
Hani, sözde, yargı huzurunda Kürtçe savunma imkânı girdi ya kanunlarına Türkiye Cumhuriyeti’nin. Hani sözde demokratikleşme, ilerleme filan adımı ya bu. Başçevirmen beyefendi girmiş araya, “bu dille hukuki taleplerin dile getirilemeyeceğini” dile getirmiş.
Kişisel cehaletini dile vurmuyor hayır. Kürtçe konusundaki cehaletini de, Türkçe konusundaki cehaletini de, dil konusundaki cehaletini de. Cahil kişi, boş kişi, böyle saçmalayamaz. Böyle saçmalayabilmek için dolmak lazım. Dolu olmak. Doldurulmuş olmak. O, Kürtçeye ve Kürtlere yönelik devlet tedrisatının meyvelerini masaya koyuyor. Devlet tedrisatı ve onun hem öğrencisi hem baş yardımcısı medyadan akıtılan acı, tatlı ama hep zehirli sulardan dolanı koyuyor masaya. Yerseniz.

6 Mart 2013 Çarşamba

Büyüttüm besledim asker eyledim


İnsan ölmeden asker doğmaz. 
Vesayetçi arzu ve eylemleri 
tartışılan ordunun 
sıra kışladaki intiharlara gelince 
korumaya alınması,  
ordunun ‘toplumu adam etme’ 
fonksiyonunun onayı demektir. 

2 Mart 2013 Cumartesi

Rekabet gücü sana canımız feda!



Ağır işlerde 
çalışma yaşı 16’ya indirilmiş. 
Mübarek olsun. 
14’e, 12’ye inmedi diye 
sevinebiliriz bile.


Türkiye’de ‘çalışma’yı düzenleyen kanunlar, “çalışma hayatı”na hâkim kültürle kötülük yarışı içinde. Bir yerlerden hasbelkader bir iyi norm alınmaya görsün, bir başka yerden bir kazanımda bir gedik mutlaka açılıyor. İş güvenliği denilen mevzuat alanında bir yıldır süren hummalı düzenleme iştahının yeni lokmalarından biri, geçen hafta Vatan gazetesi duyurmuştu.
Haberin, düzenlemenin özü basit: Ağır işlerde çalışma yaşı 16’ya indirildi yeniden. Mübarek olsun.