27 Nisan 2011 Çarşamba

ACI BİLGİ

Ayrı bir konak yaptık sana
Taşlarına sarılıp susmak için
Acıtıcı ve serindir taşlar
Konuşulmaz da hiç onlarla

Söylerim ben yine de. Yine
Eksilirken ses perde perde
Bir eziyeti kesinler aymazlık
Topuk basıp geçerken tazesine

19 Nisan 2011 Salı

Gündökümü

Payıma düşen yaprağını günün
Kendi elimle sürüyorum önüne
Kendi elimle yediriyorum

Yitirmemek için izini dünün
Yarının düşmanlığını üstleniyorum

Bilmesem de
Kaçı benim payıma
Kaçı senin, kaçı ölümün
Önceki günden artanın

12 Nisan 2011 Salı

Portreler/Faruk Eren


I

güneşin dikeniydi çizen
işte tam şuraya
gülümsemesinin başladığı yere
balmumu kadranına kalbinin
o kızıl çemberi

yüzündeki akrep
yelkovandan hızlı dönüyor
günü bitmek bilmiyor bazen böylece
bazen gecesi kim bilir kaç gece

kayıtsız bir nakkaş
gibi çalışır güneşi
çizer ve döndürür
yeniden
ve yeniden
o kızıl çemberi


sarıp sarmalasın
diye bedenini
yaklaştığında ona
dokunduğunda
bilmeden kanamanın sürdüğü yönü
ışıkta saklanmışı
karanlıkta

hazır darbeyi:

acının zembereğini boşaltan darbe
zihindeki burguyu çalıştıran
yine bedende taşınır
bedende bitip bedende başlayan




II

sönüp gitti mi sonunda
içinden geçtiği yangın
bırakıp dalgın yüzünde
alevlerin oyununu?
 
birlikte doğduydu
o güneşle
birlikte göz kırpıyor. ağır
ağır anlatırken ardında kalan yolu

önünde bir yol açılıyor
kelimeler düşüyor tozuna
bir kaybolan bir beliren defter
bir dökülüyor bir toplanıyor kelimeler

sessizce dolanıyor kenti
yere dönük karaltısısaklasın diye yağan kül
içindeki közün sıcaklığını


III

beyaz bir gül gibi
ufkunda düşlerinin
uzak denizlerde seferde
yelkenlisi gençliğin

su kesiminden fırlayıp
gülüşünün dikeniyle çiziyor

güneşin kadranına
o kızıl çemberi

çalınca sirenleri yalnızlığın
vurgunun yenilenme vakti

8 Nisan 2011 Cuma

Niçin Uyanmak?

Gün yüktür, dün yok
Gözkapaklarında dikenler
Yarından uzanıp batacak, sonrasından

Böyle mi gördük?

4 Nisan 2011 Pazartesi

Boğuntu

Seni taşımayan söz
Söz müdür?
Cümle midir
Taşımayan
Seni?

Bir yumruk
Taşıdığım
Boğazımda