29 Eylül 2013 Pazar

Merkezsiz bir merkez


Çok zaman geçti. 
Beyoğlu dergisi için yazılmış bir yazı. 
Mini Meyhane artık yok. 
Benzerlerini yok etme 
prosedürü de yürürlükte.  
Şimdi yazar mıydım 
böyle bir şey bilmiyorum, 
yazsam da böyle yazar mıydım, 
bilmiyorum.  Olmuş 
bir kere işte, 
iyi okumalar, meraklılarına...

26 Eylül 2013 Perşembe

Zenginleşmek yasak ölmek serbest

Laf çok: Ekonomi uçuyor, 
adalet şahlanacak filan. 
Uçan ekonomide 
gelir dağılımı hiç düzelmiyor. 
Payına ölüm düşen işçi 
hak arayışında yalnız... Radikal 25 Eylül 2013

Bıktırıcı biliyorum, ama önemli. Hayati önemde: Türkiye’de en yoksul yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı, 2012’de sekiz kat olmuş. Önceki yıl da aynı öyleydi. 
En düşük gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5,9 oldu. 
Bu dilimler geniş, gösterdiği kadarını, belki de çok daha fazlasını gizliyor aslında. Örneğin, en zengin yüzde 1 ya da yüzde 5’in payını bilsek, tablo gözümüze başka görünecek. Ne kadar az kişinin ne kadar çok pay aldığını, ne kadar çok kişinin ne kadar az payı paylaştığını bir kademe daha yakından temaşa edeceğiz. Ama heyhat, yüzde 20’lerle işleniyor bu hesap. Adaletsizliği temel almış bir düzeni kuranlar ve lehdarları, düzendeki sorunların bilgisini öyle kolayından da paylaşmazlar. 
Fakat bu da yeterli. Albatros gibi uçan ekonomi, Karun’u kıskandıracak kadar artan zenginlik, günden güne iyilerin iyisine dönüşen toplum filan martavalları dere tepe düz giderken, gidilen yolun arpa boyunu bulmadığı anlaşılıyor işte: Gelir dağılımında yüzde 0,002 düzelme varmış 2011’e göre; yazıyla yüz binde iki. Sabır fakirler için değil mi! Bekleyin. Bir hayli 10 yıl sonra, damlaya damlaya göl olmak suretiyle her yer, yüzeriz hep beraber. 

23 Eylül 2013 Pazartesi

MEŞKLER-Mezopotamya

"Mezopotamya üç ırmaktır" dedi. 

"Üç ırmak, kurban. İkisi dağlardan doğup önce birbirine, sonra denize akar. Biri damardan toprağa."


*
Üstümüzde şimşekler. Kovdukları tanrı donunda, öldürdükleri, camekanlara gömdükleri.
Yok olmamızı istemiyorlar. Hayır. Başarabilirler bunu kolayca. Dönüşmemizi istiyorlar. Dönüşmemizi, olmadığımıza... Dönüşmemizi, bilmediğimize... 


*
Adımızdan başladılar değiştirmeye. Tanımadık bir daha kendimizi, uyku bastırana kadar. Uyanınca bildik, yabancıyız biz, uyuduğumuza da uyandığımıza da... 



*
Geceyi sarınıyoruz, gecelere yayılan zulümlere karşı. Gündüzü, gündüze yayılan... 

*
Düş göremiyoruz onlar geldiğinden beri. Çok sonra fark ettik bunu ama çok.
Baştan sevindik de, yorucuydu düş görmek, korkutucu da bazen. Öyle ya, her zaman doğru sonucu çıkaramıyorduk düşlerimizden, en bilgelerimiz bile. Düşsüzlüğün ama yorulacak bir yanı yoktu. Sanki başka birinin düşüne girmiş, orada unutulmuştuk. 

*
Doğruyu, yanlışı, yazı, kışı söylüyor bize, yeni gelenler. Dedikleri gibi de oluyor her şey. Güneş dedikleri zaman doğuyor, ay bulutlanacak mı biliyorlar, yağmur kaç gün sürecek, ırmak ne zaman yükselecek, ne zaman kuruyacak çay. Biliyorlar ve söylüyorlar da bize.

*
Şimdiyse korkularımız çoğalıyor iyice, düş diye bildiğimiz artık, sadece onların gösterdikleri, söyledikleri. Görmediğimiz düşler günlerimizi kaplıyor sanki. Sığırlar göçerken akbabaların çoğalması gibi, kaplaması gibi göğü.

*
Kimimiz "Ya giderlerse bir gün" diyor, korkulacak bir şey gibi. "Daha gitmezlerse" diyor kimimiz, "Akbabalardan başkası kalmayacak ağaçlarda, havada." Ekliyor kimimiz: "Ruhumuzun göklerinde kalmadığı gibi."

*

Yaşadığımızın kanıtı, derin sızı. Yaşadığımızın kalıtı.
Ve hüzün, yaşayacağımızın bilgisi.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Bütün alacaklılar toplandık toplandık!

Yazı 17 Eylül 2013 Salı günü çıktı. 18 Eylül 2013 salı günkü Vatan gazetesinde, "Borçluyum, borçlusun, borçlu" başlıklı bir haber yayımlandı. Bu habere göre manzara şu:
"Son 4 yılda ‘Borcumu ödeyeceğim’ diye taahhütte bulunmasına rağmen, sözünde durmayan 1 milyon 20 bin kişiye dava açıldı. 525 bin kişi mahkum oldu, 89 bin borçlu cezaevine girdi."
Vatan Gazetesi'nin haberinin ayrıntıları için BURADAN BUYRUNUZ 




Afyonkarahisar Valisi
ve Afyon Kocatepe Üniversitesi
Rektörü, hafta içinde
bir açılıştaydı.
Mutluydular.
İcra dairesi açmışlardı.
Artık Afyon'daki borçlular düşünsün.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Kendine İnandırılmak


İnanmaya mı başladın senin hakkında söylenenlere? Herkes için yetecek alkış ve kargış saklıdır her zaman yedekte. 
                                        Tek ve basit bir koşulla kapanır ağ... ve isyan denemez her zaman, kabulden sonraki itiraza.

Ne yapacaksın şimdi?
Sen olduğuna inandığının yapması gerekenleri mi?
                                                                                  Yeni bir akıl kökleniyor demektir içine doğru, yeni bir zihin işlemeye koyuluyor zihninde, her yanıt istendiğinde senden.


Soruyorlar: Kimsin sen?
(Hiçbir zaman dostluğu hedeflemez kimlik sorgusu. Dostluk başlangıçta değil sondadır.)
Derhal yanıtlayabilirsin o zaman:

Adımdaki yükü taşıyabileceksen, söylemekten kolay ne var, senin için de en kolayıdır belki, en zoru, belki de…

Yaşımdan ister yaşamımı ölçersin ister ölümümü. Ardımda kalanları öğrenirim böylece ben belki, önümde duranı, belki de…

Nereden nereye gittiğimi söylemem en kolayı belki, bildiğimi söylemem zor yine de, kolayca söylesem bile. Bir yön varsa birlikte yürünebilecek, senden duyarım, belki de.

Bir armağanım olabilir sana, soruların bitince. Ama birlikte bulmamız gerek bunu, belki de.

Bin bir yüküm de var beraberimde, herkes kendi yükünü taşır yol boyu. Değişiriz yolda, belki de.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Kürtçe lazımsa onu da devletimiz konuşur!

Anadolu Ajansı 
 Kürtçe haberler geçecek, 
TRT Kürtçe televizyon 
yayını yapıyor. 
Güzel. 
Fakat 'Kürtçe eğitim öğretim' 
kabul edilmiyor. 
Bu da tüm 'açılım'ları 
aslında terse çeviriyor.

1 Eylül 2013 Pazar

KIRIKLAR-3

 
Güz geldi 
 
Güz geldi. Gördüm
Rüzgardaki çalımını
 
Harmanlayıp tüm rüzgarları
Mevsimlerin güzü, ömrün

Bırakın kurumlansın
O karınca
Ben ağustosu süzdüm
Fısıldarım
Dostların kulağına