12 Eylül 1980 darbesinin 1 No'lu bildirisidir: Yüce Türk Milleti; Büyük Atatürk’ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bu bütün olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son yıllarda, izlediğiniz gibi dış ve iç düşmanların tahriki ile, varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik fikri ve fiziki haince saldırılar içindedir. Devlet, başlıca organlarıyla işlemez duruma getirilmiş, anayasal kuruluşlar tezat veya suskunluğa bürünmüş, siyasi partiler kısır çekişmeler ve uzlaşmaz tutumlarıyla devleti kurtaracak birlik ve beraberliği sağlayamamışlar ve lüzumlu tedbirleri almamışlardır. Böylece yıkıcı ve bölücü mihraklar faaliyetlerini alabildiğine arttırmışlar ve vatandaşların can ve mal güvenliği tehlikeye düşürülmüştür. Atatürkçülük yerine irticai ve diğer sapık ideolojik fikirler üretilerek, sistemli bir şekilde ve haince, ilkokullardan üniversitelere kadar eğitim kuruluşları, idare sistemi, yargı organları, iç güvenlik teşkilatı, işçi kuruluşları, siyasi partiler ve nihayet y...
Cem dedi ki “Ali artık bacın yok. Gitti.” Bacısı olduğum bacım. Çok bacısı vardı, aynı ana babadan bacıları Feride, Ebru ve Gülçin kendi seçtiği bacıları Canan ve Gülşen… ve niceleri, bir de ben, atadığı bacı. Ayşegül İşcan Ertuna. Gazeteciydi, ama ne önemi var ki bunun? Tek önemi, gazeteciliğin bittiğini herkesten değilse bile benden yirmi yıl önce görmesiydi. Gazetecilik ölürken Deniz doğmuştu, kapkara bakışlı bacımın masmavi bakan kızı, teyzesiyim haliyle onun. “Kızıma bakacağım” dedi, bir daha dönmedi mesleğe. Bir de üstümdeki hakkı önemli benim için mesleki olarak, 30 küsur yıl önce Akşam’da çalışmaya başlarken, sık sık ziyaret eder oldu. Bacısının yapacağı hataları bilen bacı olarak, meslek sırlarını aktarıyordu, çaktırmadan. Editoryal gözü de, redaksiyon kabiliyeti de, dilbilgisi de yerli yerindeydi, affetmez eleştirmenliği dostluk/bacılık hukukundandı. Yok öyle ders filan gibi değil, güzel bir yemeği yedirir gibi öğretirdi. Çok güzel yemek yapardı, ama bu başka mesele, bun...
Yorumlar
Yorum Gönder