7 Haziran 2012 Perşembe

Uludere'de hukuk devleti ne yapardı?



Türkiye hukuk devleti mi? Uludere turnusolüne vuralım: 
Hukuk devleti olsa, süreçte rol alan bütün görevlilere o gece, 
bilemedin ertesi sabah işten el çektirilirdi. Hukuk devleti olsa, 
siyasi otorite soruşturma bile başlamadan, 
“Hata bu canım. İnsani hata” demezdi.


Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti mi? İktidarın cevabı malum: “Geçti eski günler. Artık hukuk devletiyiz. Vatandaşımı da, güvenlik görevlimi-askerimi de yargısız infaz ettirmem. Her şey yargıda. Yargı kararı gelsin, gereği neyse yaparız.” Bunlar sözler ilk günden itibaren Uludere’de bir “hata” yapıldığına eşlik eden sözler. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik ilk gün söyledi, Başbakan Tayyip Erdoğan geçen Salı günü.
Uludere’de her şey çok açık aslında. Vaka da hukuk da. Türkiye kamil bir hukuk devleti olsaydı şöyle olurdu:


“HATA”NIN SAPTANMASI
Hiçbir devlet yetkilisi çıkıp “Bu bir hatadır” diyemezdi. Çünkü “hata” mı, “kasıt” mı hukuksal prosedür işletilerek ortaya çıkardı. “Yargısal prosedür” sonuçlanmadan “Hatadır bu, tamam mı” demek, prosedür sonuçlanmış gibi konuşmaktır. “Prosedür tamam olmadan yatıp kalkıp konuşanlar kötü niyetlidir, haindir, kalleştir, tasmalıdır” diyen yetkililerin, daha prosedür sonuçlanmadan “bu insani bir hatadır” diyen kişiyle aynı olması, hukuk devletinden bir enstantane olamaz.
Temel ilkelere de, haklara da, mantık kurallarına da riayet edilir, hukuk devletinde.
SORUŞTURMA CİDDİYETİ
Türkiye bir hukuk devleti olsaydı, düğmeye basan pilotlardan en üst kişiye kadar emir-komuta zincirindeki herkes derhal sorgulanırdı. İşin daha sağlıklı yürümesi için de o gece, bilemedin öbür sabah, olmadı iş duyulur duyulmaz pilotlardan en üst komuta noktasına kadar herkese görevden el çektirilirdi. Hepsini suçlu ilan etmek için değil, kasıt mı var, hata mı var bulmak, kasıtsa kime ait, hataysa kime (ya da kimlere) ait saptamak ve kasıtlıyı-hatalıyı ayırıp kasıtsızı hatasızı gerçekten aklayabilmek için. Bir de “delil karartma ihtimali” diye bir şey var ya, hani Özel Yetkili Mahkemeler tutuklamalar için çokça kullanıyor ya, onun için.
Sevdiğine başka hukuk, sevmediğine başka hukuk olmaz, hukuk devletinde.
 “YARGISIZ İNFAZ” NEDİR?
Türkiye bir hukuk devleti olsaydı, “Bunlar yapılsın” diyenlere, “Yargısız infaz istiyorsunuz” denilmezdi; çünkü adalet nerde diye soranlar “yargısız infaz” istemiş olmaz, “yargılı infaz” bile istemiş olmaz, yargı işlesin, adalet yerini bulsun istemiş olur.
Türkiye bir hukuk devleti olsa, en yetkili kişisi yargısız infaz terimini tersine çevirmeye ihtiyaç duymazdı. Uludere’deki 34 kişi elleri silahlı PKK’li olsaydı, öldürülmeleri yargısız infaz olurdu! Yargısız infaz çünkü yasaların silah kullanma yetkisi vermediği hallerde silah kullanarak öldürmenin adıdır. Hukuk devletinde bir kişinin elinde silah olması, öldürülmesini şart kılmaz. Elleri silahlı 34 kişi, PKK’den kaçıp teslim olmaya gelenler olabileceği gibi sıradan bir ihtimali bile kast etmiyorum. Kastım basit: Dur ihtarı yapmadan, kim olduklarına bakmadan, Ahmet mi Mehmet mi oldukları anlaşılmayacak yükseklikten bombaları saydırırsanız, ellerinde silah varsa da yargısız infaz olur, yoksa da, hukuk devletinde.
Ahmet ölebilir, Mehmet ölmese iyi olur denilmez hukuk devletinde.
SORUN, ÇÖZÜM, YÖNTEM
Türkiye bir hukuk devleti olsaydı, parti programında, “Terörün sebep değil, sonuç olduğunu biliyoruz” diye yazan bir iktidar, bunu hiç bilmiyormuş gibi yapan 1990’ların iktidarlarının mantığı ve yöntemleriyle iş görmezdi.
Ola ki gördü, Uludere’yi yaşar yaşamaz (aslında çok çok daha önce) kurmaylarını toplar ve sorardı, hukuk devletinde: “Yahu 30 yıldır yapılanı biz de yaptık, 30 yıldır ne melanet çıktıysa onlar tecelli ediyor yine. Başka yol bulalım.”
Ve biz bütün bunları bilirdik, hukuk devletinde.  Yurttaşlarına bilgi veren devlete hukuk devleti diyorlar, “Ne oldu Allah aşkına söyleyin” diyenlere hemen kaş kaldırana, bağırıp çağırana, tehdit, hakaret edene, işsiz bırakana, terörist ilan edene, hain ilan eden için başka isimler, başka tanımlar, başka sıfatlar var.



0 yorum:

Yorum Gönder