30 Mayıs 2012 Çarşamba

Toprağın çocuğunun söylediğidir


Toprağın çocuğuyum ben.

Oradan gelip oraya dönüleceğine dair kadim inanç nedeniyle böyle söylemiyorum yalnızca, hayır, bir toprak keseğinden doğduğum için söylüyorum böyle güvenle. 

Bir toprak keseğinden doğdum, bir başka toprak keseğini dişleyerek, emerek büyüdüm.


Doğduğum toprak itti beni, yavaşça, yumuşakça, usul usul itti, dişlediğim toprağa.

Sadece bunlar böyle oldu diye de söylemiyorum ama söylediklerimi, göğün de toprağın uzantısı olduğunu bildiğim için söylüyorum. Evet, gök de onun uzantısıdır, onun, toprağın.

Oraya, göğe heves edenler çok oldu, tanrılar katına, ışık katına. 
Böyle dediler oraya, göğe. Topraktan ayrı bir yermiş gibi. Oraya heves ettiler, gitmek için çok çiğnediler toprağı, topraktan olanı, çiğnediler ve kan döktüler. 
Kancıl hale getirdi onları gökle yerin ayrı ayrı olduğu fikri, kancıl hale getirdi göğe yükselmek için yeri reddetmenin, küçümsemenin, yere sırt dönmenin şart olduğu fikri.

Çıktıkları keseğe dönene kadar sürdürdüler bunu. Yere sırt dönmeyi, yere ve yerdekilere. Yeri küçümsemeyi. Kan döktüler bunun için. Sırt döndüler, kan döktüler ama oraya düştüler yine. 

Karışık uzun sözleri, sert, sinirli sözleri, okşayıcı, aldatıcı sözleri boşlukta uçuşurken düştüler, çıktıkları yere, toprağa. Çıktıkları kesek, küçümsedikleri kesek kabul etti gene onları. Onlar gökte olduklarını sandılar ama çıktıkları yerdeydiler. 
Akıttıkları kanların içine gömüldüler, üzüldüler buna. Hayır, kan akıtmış oldukları için değil, göğe ulaşamadıkları için, ışığa, tanrıya. 
Bilmediler göğün, ışığın, tanrının toprağın da içinde olduğunu, toprağın gökten, ışıktan, tanrıdan uzak, bağımsız, ilişkisiz bir yer olmadığını anlamadılar, hiç anlamadılar.

Toprağın çocuğuyum ben. Gök üstümde değil, içimde, ufuk dışımda değil, içimde. Hepsinin içindeyim ben de, toprağın, göğün, ikisinin birleştiği ufkun.  
Orada doğdum, orada öleceğim. 

0 yorum:

Yorum Gönder