10 Ekim 2011 Pazartesi

Öteyerden Kesikler


Işıklar ışıklara karışıyor
Yine de karanlık her yer
Kalabalıklar kalabalıklara
Yine de ıssız
...

Uzanmış kaldırıma söylüyor
Kirli, kırçıllı sesiyle şarkısını:
Beyoğlu'nda gezersin
Ömrünü ezersin
söyle beni
niye
niye
düüüü
zersin
üüüü
zersin...”
Şarkı değil hayatı doğaçladığı
Yırtık cebinden düşürdüğü babasının

...

İki köpek yürüyor
Kirli beyaz, mahcup, mahzun
Uygunsuz adımlarla
İki kişilik bir ordu gibi
İki ayrı dünyada cebri yürüyen
Baştan kaybedilmiş savaşlara
...

Bira kutusuyla konuşuyor biri
Ekmeğini uzatıyor
Gelip geçenlere
Kara, katıksız
Eli gölge
Gölgesi gerçek:
"Kopar bir lokma beyim, gel beri."
Kaydımızda yok o
Onunsa kaydı yok
...

Bir şarabi
Asılmış
Havadaki şişesine
Yoldaşıyla pergel dönüyor
Boğazında lıkırdarken kekre kızıl şelale
Arkadaşı dili döndüğünce sövüyor:
Topunuzun amına koyim, topunuzun.”
...

Orta parmağını sallıyor
Fırlayıp karanlık sokaktan
Geçkin bir kevaşe
Geçmiş o yaşamdan, yaşam ondan
Kimse bilmez hangisi daha önce
Çıplak ses, çıplak bacak, çıplak yaşam
Darmadağın saçı, ömrü gibi:
Ulaaaaan...
Gece demediniz...
Gündüz demediniz...
Şimdi neredesiniz ulan
Açım, aç.”
...

Kaldırım değiştiriyor
Üç çakır hergele
Uzun, kaslı, mini etekli
iki çift bacağa yalanarak
Kalın bir siktir çekiyor
Sallayıp orta parmağını
Balta olduklarından biri
Ademelmasıyla yalpalayarak...
...

Ötealemlerden bir çocuk
Çıkıyor daldıkları karanlıktan
Üstübüye yatırılmış burnuyla, aksız gözüyle
Dalmış
Saçı karanfilli kadına
Uçuyor
Memelerin ortayerindeki uçurumdan
Ilık bir düşü emiyor
Uzanıp tiner buğusuna
Gece soğuksa da
...

Hiç bitmeyecek gibi yol
Her yanı açık bir çıkmazda
Ya da bir tapınakta, kapısız
Uzun olur yol
Yoldan kalınmışsa

0 yorum:

Yorum Gönder