6 Aralık 2015 Pazar

Yüzüm Yerde


Yüzüm
Yüzüm yerde
Yüzüm yerde ve yer
Un. Kendini öğüten kentten artık
Yeryüzü artığı eski bir yüzün
Bir yüzü kendine dönmüş bir yüzü geçmiş kendinden
Öğütülmüş bir kentten kendi kendine
“Serdiler önüme bir siyah perde”

Tanrının suretiyim göz bebeklerinde senin gördüm de bildim seni beni


Vurup indirdiler beni. Vurup kaldırdılar
Yüzüm yerde, kentin tozunu çektim son bir kere
Son bir kere çektim bir ah,
                                          ah kentin tozu son nefesimde
Yüzükoyun yerde kaldım bir fotoğraf son bir kere ayakkabılarım
Delik deşik kent ben bir düştüm de
“Tozlu yollarına düştüm de geldim”


Bir düştüm son bir kere ciğerlerimde kum yüzüm yerde yer sahil kıyı köşe
Nereye gider bu, bu dalga bu deniz bu tuz bu su bu doldu ciğerlerime
Gözlerinizin içine baka baka düşürdüler beni son bir kere geçip giderken an zaman
Kaç oldu üç oldu kentimde biri düştüm biri düştüm sahilde biri payitahtında bir yok welat
Ah kanê welat ka destên we ka rûyên we
Anda dört ayaklı minare vurulmuş yaralı yara derin
"Yine mi gurbetten kara haber var."

Haber var yine kara yine bilmedim sıla nere gurbet nere
Yara derin, derim yara, brin kur kur e

Yüzüm yerde
Rûyê min rûye zemîn
Rûyê min li erdê

Kent benim kanım. Sıcak
Sıcak sütünden annemin içtim son bir defa
Ben düştüm düşürdüler beni gözler önünde görmedi kimse
Görmedi kimse omuzlarında taşırken taşanı gözler önünde
Çektiler beni kancalarıyla etimden kanca gözlerle gördüler çektiler gördünüz
Ne gördünüz yüzüm yerde sırtım yerde yediler ömrüm dönün

Dön önüne bak yere bak 
                                 bak ağlama bir
Ağlama bir daha benim için

"Çimenler üstünde gözyaşları var"

0 yorum:

Yorum Gönder