5 Mayıs 2013 Pazar

Okyanustaki Enkaz ya da Katip Bartleby'nin Duvarı


Eski zamanlardan, 
1994'te yayınlanan 
Beyoğlu dergisinde çıkmıştı. 
Çok zaman geçmiş, çok...



Okyanus imgesi, çeşitli mitolojilerden antik Yunan filozoflarının düşüncelerine, oradan günümüzün felsefe ve yazın alanlarında etkinlik gösteren isimlerinin yaratılarına kadar, birçok kurgunun ağırlık noktasını belirlemede önemli bir işleve sahip olmuştur. Yeryüzü haritasının son şeklini aldığı ve dolayısıyla okyanusun ölçülebilir bir nesneye dönüştürüldüğü zamanlardan sonra bile okyanus imgesi, anlam üretimi ve anlam aktarımı çabalarında özellikli yerini korur. Okyanus imgesini, somut denizsel olgularla birlikte, en etkili biçimde kullanan isimlerin başında kuşkusuz Herman Melville gelir: Moby Dick, doğrudan denizcilik yaşantısının anlatımından, insanlı evrenin zihin sınırlarını zorlayan anlam sorununa kadar geniş bir düzlemler dizisinde okunabilecek ve her okumaya cevap verebilecek bir okyanus romanıdır. Önemli önemsiz, yüzlerce yazıya ve yoruma yol açan dev eserlerden birinin, Moby Dick'in yaratıcısı Melville, Türkiye'de pek diğer ürünleriyle anılmaz.

Moby Dick'in ihtişamı yanında uzun süre göze çarpmayan Katip Bartleby - Bir Wall Street Öyküsü - uçsuz bucaksız, kaostan kozmosa ve yeniden kaosa geçişip duran okyanus anlatısının kıyısında, onun tam karşıtı bir noktada duruyor gibidir: Katip Bartleby, bir büroda yazıcı olarak işe başlar. Bir paravanın arkasında neredeyse hiç konuşmadan saatlerce kendisine verilen metinleri temize çeker. İşe başladıktan bir süre sonra, patronunun temize çekme dışındaki bazı taleplerini ret etmeye başlar. Reddin belirdiği yerden beş on satır ilerledikten sonra okuyucunun basit bir kuşkusu giderilir: Bartelby, iş hukuku çerçevesinde kavranabilecek türden bir mesleki itiraz getirmememktedir. Zaten hemen ardından, temize çekmeyi de ret edecektir Bartleby. Doğal olarak işine son vermenin yolları aranır ama büroyu terk etmesi isteğini de geri çevirir. O kadar ki, kimliksiz, sadece işine dair bir kaç özelliğini bildiğimiz patronu (anlatıcı) onu işten atamadığı için (gitmeyi de ret eder) bürosunu değiştirir. Bartlebey itirazı, bir iş bırakmadan çok daha ileri bir eylemdir, o kadar ki işveren çareyi tası tarağı toplayıp gitmekte bulur ancak. Büroya yeni gelen hukukçu, bir süre sonra onu kapının önüne koyar; koyar ama kapı önünü terk etmez. Sonunda tutukevine alınır. Burada, "Çim ve gökyüzü" arasındaki avluda, duvarı seyrederek sakince oturur. En sonunda, yemek yemeyi de ret edecektir. Ölür. Öldükten sonra, kitaptaki işine başlamadan bir süre "Sahipsiz Mektuplar Bürosu'nda" çalışmış olduğunu öğreniriz. Bütün öykü bu kadardır. Kitap, Moby Dick'in sayfalar boyu karşımıza çıkan sayısız anlatım tekniklerini, tekrar tekrar ve ayrıntıyla işlenen betimlemleri... içermez.

Bartleby'nin, Borges'in 'saf yürekli nihilizm' dediği, reddediş tarzı ilgi çekicidir: O, sadece 'yapmamayı tercih ederim' der. Kitapta bunu anlatılış tarzı ise, Moby Dick'te Kaptan Ahab'ı iç ve dış dünyasıyla (gemisiyle) birlikte ele alan uzun betimlemeler ve ona ilişkin çeşitli dolaylı anlatımların yardımıyla tanıtım tarzına göre, son derece basittir. Patronunun aktardığı, çoğunluğunda Bartleby'nin 'Yapmamayı tercih ederim' sözüyle biten küçük olayları ve ardından sadece patronunun iç dünyasında olup bitenleri biliriz sadece. Bir de şu: Bartelby'nin yapmak istediğini (daha doğrusu istemediğini) kavrarız ve buna ikna oluruz, nedenlerini açıklamaz ama durum ikna edicidir; oysa Kaptan Ahab'ın somut olarak yapmak istediği şey belli olsa ve duygu ve eylemlerine ilişkin sayısız cümle kurulsa bile, onun için ikna olmayız. Birinde yalın ve kısa bir anlatım bütün durumu açıklamakta, sonunda ikna edici bir figür üretmekteyken; diğerinde karmaşık ve ayrıntılı anlatım, sonunda sisler içinde belirip kaybolan bir figür doğurmaktadır. Ne var ki ikisinde de çözümlenmesi hiçbir zaman tamamlanmayacak gibi görünen birer insan çıkar karşımızda. Akışkan, sınırsız, belirsiz, sürprizlerle dolu okyanusta açıklanamaz bir istek ve iradeyle bir balinayı avlamaya çalışan Ahab'a karşılık Bartleby, katı, tanımlı, sınırlı ve kesintili bir mekânda, bir büroda yine açıklanamaz bir isteksizlik ve iradeyle her şeyi reddetmektedir. Büroya ilişkin anlatılanlar o kadar sınırlıdır ki büronun sadece beş kişinin çalışması için yeterince dar olduğunu sezinleyebiliriz. Çok az betimlenmiş büroda yaşayan diğer kişiler, patron ve iki katiple bir yamak, sadece lakaplarıyla, yani bir tek belirgin özellikleri dolayısıyla takılmış eksik - isimleriyle alınır ve anlatılır. İsim sahibi tek kişi olan Bartleby'nin ret sözcüğü "tercih," kendisinden hiç de hoşlanmayan bu kişilerin belagatlerine de girer kısa bir süre içinde. Patron, ikiye böldüğü büronun kendi tarafındaki kısmına bir paravan yerleştirerek Bartleby'i buradaki sandalyeye oturtur. Sandalyenin arkasındaki pencere bir duvara bakmaktadır: Bartleby, güneş ışığını dik alan boşluğa bakan pencereden duvarı izler saatlerce. Okyanustaki yönsüz, ucu bucağı olmayan boşluğa karşılık, burada duvarla dimdik kesilen bir katılık, bir dolulukla karşı karşıyayızdır. Okyanustaki her an herşeyi yutmaya hazır karadelik eşiği, burada herşeyi geri çeviren beyaz duvar yüzeyine dönüşür. Bartleby, bürodan tutukevine götürüldüğünde, sakin ve uysal ret edişinin 'içerdeki' ödülü olarak avluya çıkma izni alır. (Bu izni istemez tabi, doğal olarak verilir) Burda, "Yumuşak çimlerin ve gökyüzünün" güzelliklerini değil de, avlu duvarının katı yüzeyini tercih eder Bartelby yine. Moby Dick'teki okyanusun yerini Katip Bartelby'de önce büro ve sonra da avlu alır. Akışkan ve kaotik okyanus imgesi, katı ve bölümlü kent ortamında, büroya dönüşmüştür. Okyanusla büro arasındaki bu yer değiştirme, yazmayı (kopyalamayı) ret eden Bartelby'ye ilişkin duygularını aktaran patronun ağzından ortaya çıkar: (Bartelby) Atlantik Okyanusu'nun ortasında yitik bir enkaz.

Moby Dick insanlı evrenin, Katip Bartleby ise evrendeki tek insanın eğretilemesidir. Her ikisinde de kahramanlar temel tutumlarının son sınırına, ölüme varırlar: Ahab tutkusuna yakışır şiddetli devinimiyle, Bartleby ret edişine yakışır kımıltısızlığın eşiğindeki durgunluğuyla. Ahab, bölümlenmemiş, kesintisiz okyanusta gemisiyle devinir; Bartelby, bölümlenmiş ve dondurulmuş okyanusta (büro ve avlu) sadece gövdesiyle...

0 yorum:

Yorum Gönder