19 Mayıs 2013 Pazar

Düşkurusu


Toz birikiyordu üzerine umutlarımızın. Dalgınlığın tozu. Umursamazlığın.

Törpülenen bizim yaşamımızdır: Benim, senin, ötekinin: Toz. Birikiyoruz birbirimize.

Misket gibi yuvarlanıyoruz karşı be karşı. Çarpıp karşı yöne geçiyoruz sonra. Hesaplayamadığımız kargaşa. Hesaplı ama…  Kimimiz yerimizde kalıyoruz. En şanslımız olduğunu düşünüyoruz onların bazen, bazen de en şanssızımız.

Kendi serüvenimizi onaylıyoruz ötekine bakıp. Dayatıyoruz ya da vazgeçiyoruz nefeslerimizi karıştırmaktan. Gölgemiz ve aynamız. Gölgeaynamız...

Zorlamıyor artık kimse bizi kendisi için düş görmeye. Hayra da yorulmaz zaten görülmeden kurulmuş düşler. Kurumuş düşler.
Kimi suçlayalım? Kime yakınalım? Anımsamıyoruz bile artık niçin tutacağımızı uzatılan eli, niçin tutmayacağımızı...

Duygulara güvenilen çağı duygular öğütür. Sözlere güvenilen çağı sözler. Taşa kazılı yazıdan kalan taştır bir. 

Toz kalır geriye. İşler her daim süpürgesi zamanın. 

0 yorum:

Yorum Gönder