23 Ocak 2016 Cumartesi

Salîhê Şirnêxî'ye saygı


Hangisine yanalım? Hangisine yanmayalım?
Süt bebeleri. Oyun çocukları. Delikanlı kızlar, oğlanlar. Ateş parçası gençler. “Her biri bir cihan parçası.” Çileli kadınlar, adamlar… Her gün, her an bir can. Kürdistan ateş altında. 

(“Sivil” diye bir laf uydurduk, ölenleri ayırıyoruz güya, gören de Kürdistan’ı üniformalılardan müteşekkil bir kışla zannedecek. Bir kışlaya çevrilecek anlaşılan bu gidişle, karakol, kalekol, tank, top, tüfek. Fakat ölenler “sivil” demek ne demek? Ölebileceklerle ölemeyeceklerin ayrımı mı bu? 
Bir ihtimal daha var: Bir halka ait şeyler. O zaman, “sivil” ölüyor evet.)
  
Ölülerden ölü seçmek için değil, canlıyı seçmek kimin haddiymiş ki ölüyü seçeceğiz? Kimin, devleti saymazsak? Devlet öyledir, seçer, ayırır, kaydeder, işaretler, işaret eder, alır, verir, öldürür.

Bir seçim değil bu, yıkım içinde neye rast gelirsen, neye denk gelirsen, neye gücün yeterse, onun yası. Hatırası. Hatırı.

imc tv'den Refik Tekin ve yanındakilerin vurulduğunu gösteren video kaydında, sokakta yatan bir kedi vardı. Kımıltısız. Kanlar içinde. İnsanı, hayvanı, otu, böceğiyle bir coğrafya yok ediliyor. Bir ulus. Dalın, yaprağına, kedisine, insanına yanarken seçim yapmış olamayız zaten.


Dengbêj Salihê Şirnexî dertlerden bir dert oldu içime. Bir tel koptu. Bir ses teli. Bir kavmin ses tellerinden biri. Top, tüfek, tabanca sesi eşliğinde süren çatışmalarda zayıf kalan insan sesi.

Salih Erener, Salîhê Şirnêxî, 28 Aralık 2015’te, Silopi’de hastalandı. Sokağa çıkmak yasaktı. Hastaneye götürülemedi. Öldü. 

Dengbêj. Deng-bêj. Ses-söyleyen. Sessöyleyen.

Söz değil, ses söyler dengbêj. Elbette, bir sözü, güftesi var söylediklerinin. Fakat dengbêj’in hüneri sözden çok sestir. Kürt hafızasına dengbêj’ler sesleriyle girerler. O hafızadan ses olarak çıkarlar. İkisi aynı anda.

Bir dengbêj ölünce, bir ses ölür. Sözü taşımayı mümkün kılan ses. Elbette, sesin içinde taşınan söz de var, dengbêj"in taşıdığı: Kürt hafızasıdır dengbêj hafızası, bugünden sonra zorsa da bugüne kadar kesin olarak öyle.

Salihê Şirnêxî öldü. Bir dengbêj. Yasaklı günlerde. Yasakla birlikte. Yasak yüzünden. “Sivil”di. Botan halkından. Ses söylüyordu. Ses kesildi.  

Kesildiğini bile duymadık. Top, tüfek, tabanca sesleri arasında, kesilen dengbêj sesini duymadık bile.

“Batı”da, Kürdistan dışında “sanatçı” diyorlar. Sanatçı kıymetli bir şey. Tırnağına zarar gelse üzülen çok çok olur. Kürdistan’ın "dengbêj”iyse duyulmuş bile sayılmaz, ölmüşken.

“Batı”da duyulmadıysa da, Kürdistan’da da elan süt bebelerinin, oyun çocuklarının, kız ve oğlan delikanlıların, ateş parçası gençlerin, çileli kadın ve adamların kaldırımlarda kalan can û cesetlerinin acısından sözü az ediliyorsa da, kesilmiş bir ses olarak akılda elbet.
Aniden kesilmiş seslerin tüm ağırlığıyla akılda. Aniden kesilmiş nefeslerin ağırlığıyla...
Bir ulusun sesi, nefesi kesiliyor, duymuyor musunuz?


....





0 yorum:

Yorum Gönder