18 Şubat 2014 Salı

İnsan bazen gerçekten hayret ediyor!



Hayret etme yeteneğini kaybetmemek gerekir. “İnsan bazen gerçekten hayret ediyor” sözü, sahibi sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bazen gerçekten hayret ettiriyor.
Elbette, bir siyasal hareketin kurucu ve sürdürücü aktörü olarak kendisinden hükümetle dalaşmasını beklemek gerçekten hayret verici olur. Kendisine “noter” denilmesi de Köşk sakinlerine Kenan Evren sonrası dönemden kalma bir alışkanlığın güncellenmesinden başka fazla anlam ifade etmez. Her şeye “Hayır” diyen Ahmet Necdet Sezer’in ardından her şeye “Evet” diyen Abdullah Gül’ü görmek de fazla şaşırtıcı değil.
Fakat son meselede her şey hayli ilginç bir hal aldı. Bir yandan işte “Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan’ın rakibi”, “Yok yok Kremlin usulü tandem yapacaklar”, “Yani aslında becayiş işte bir tür” hazır cümleleriyle analizler yapılırken, Gül-Erdoğan çekişmesi söylentisinden ciddi bir yan bulanlar da hiç az değil. Belki doğru belki değil o çekişme, önemli değil. İlginç hal alan şu: Yeni bir “kamu diplomasisi” türü gördük; Gül, internet (ve aslında HSYK da) yasalarında “sorunlu yanlar” gördü, AB sürecini önemseme pozu veren isimlerden biri gibi durdu; en azından bu yönlü çok sayıda analitikler fırlatıldı ortalığa… Tuhaflık yasaları onaylamasında değil, ya ne olacağıdı? Fakat şunu ne anladım, ne bir yere oturttum, “insan bazen gerçekten hayret ediyor” sözünü söylerken buldum kendimi.
Tuhaflığın ilk yanı, “Gül yasayı veto edebilir” söylentilerinden sonra hükümet kanadından geldi: Yasa çıksın, sorunlu yanları yönetmelikle düzeltiriz. E anayasadan üstün yönetmeliklerimiz olduğuna göre, yasayı düzelten yönetmelik de olur bal gibi. Fakat bu olmadı. Sonra Gül’ün Meclis’te onaylanıp önüne gelen yasa konusunda bir tür “müzakere” yürüttüğünü, bir tür “kulis” içinde olduğunu anladık. “Sorunlu yanlar”ı söylediğini öğrendik.  Elbette bu şaşırtıcı: Yasa önünde, yetkin anayasada, ya gerçekten sorun görüyorsundur, veto eder böyle yapın yollayın dersiniz, gerisi Meclis’in (aslında parlamento diye bir şey kalmadığını ve bunu Köşk’ün de kanıksadığını gösteriyor bu tutum ya neyse) bileceği iş. Ya da onaylarsınız, anayasa mahkemesine gitmeseniz de olur, giden bulunur zaten. Ama hayır, bir müzakere hali sürdü, sürdü.
En son açıklama ise hepsine tuz biber ekti, aynen şöyle:
“Bu düzenlemenin süratle gerçekleşmesine fırsat vermek için Macaristan'dan döner dönmez önümdeki yasayı onayladım.”
Bu açıklamanın sindirimi çok zor! Çünkü, “Yanlış yasayı doğru olsun diye onayladım” deniliyor. Şöyle çevirebiliriz. “Baktım yanlış, onayladım ki doğru olsun!”
Bir şey beklemiyordum hayır, fakat bu kadar absürt bir ifadeyi sindirecek kadar da hazır değildim. Ne diyebiliriz, “İnsan bazen gerçekten hayret ediyor” demekten başka!
E bir de pay çıkaralım kendimize: Hayret edebiliyorsak hâlâ, bir şansımız var demektir, en azından algımızın köseleleşmediğiyle avunuruz biz de ne var? İnsanız, bize de bir avuntu lazım…
Ha, bir de Erdoğan'a karşı Gül'den medet umanlar varsa, e onlara da selam olsun...

0 yorum:

Yorum Gönder