3 Ekim 2013 Perşembe

Vali bey yine yakmış mektubun ucunu: Devlet e-postasının grameri

Eskişehir Valisi’inin İsmail Saymaz’a Mektubundan Sonra Kamuoyuna Maruzatına Dair Bağzı Mülahazalar. Hatırlatma: Numaralı paragraflar, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın, İsmail Saymaz’a yolladığı e-postadan sonra kamuoyuna yaptığı açıklamadır. Numaralar valiliğe aittir. Biz de gününde notlayalım dedik. Bir “şerh” ya da “analiz” değil henüz, bir “not”lama…


SİYASİ, İDEOLOJİK OLAN KİM?

1) "Ali İsmail Korkmaz isimli öğrencimizin hepimizi üzen bir şekilde hayatını kaybetmesi sonrasında yerel, ulusal ve sosyal medyada, olay ve olayın oluş biçimi ile ilgili çoğunluğu yetersiz bilgiye dayalı 'olumsuz' ve ' yorum içerikli' haberler yayınlanmıştır ve zaman zaman yayınlanmaya devam etmektedir. Katıldığım bir televizyon programında konu ile ilgili söylediğim sözler arasından, konuşulan olaya münhasır olmayan bir cümlem, siyasi ve ideolojik olduğunu düşündüğüm amaçlarla çarpıtılarak kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmıştır."

Üzüldüğünü söyleyen insana, “Hayır, sen üzülmedin” demek saçma, hatta ayıp. Fakat biz vali beyin Ali İsmail Korkmaz için üzüldüğünü, örneğin o ünlü sözünü söylediği televizyon konuşmasında duymadık. Büyük çoğunluğu İsmail Saymaz’a ait olan haberlerin çıkmasından ve böylece Ali İsmail Korkmaz’a, “polisi suçlamak için arkadaşlarına zarar veren” unsurların değil polis ve esnaf unsurlarının kıydığının kanıtlanmasından sonra bazı bakanların üzüntü beyanatlarını duyduk. Bakanlar üzülmüşse vali de üzülmüş sayılır, merkezin taşradaki temsilcisidir ne de olsa.Vali beyin kamuoyuna mektubunun 1 no’lu bendinin en önemli yanı, içerdiği tipik devlet cümleleri: “konuşulan olaya münhasır olmayan bir cümlem, siyasi ve ideolojik olduğunu düşündüğüm amaçlarla çarpıtılarak kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmıştır.”Hala önemli olanın bir yığın peş peşe gerçekleşmiş olay değil, “kendi düşüncesi” olduğunu sanıyor vali bey ve “siyasi, ideolojik amaçlarla çarpıtma” kalıbının, kendisinden başka herkese uygulanacak bir sihirli formül olduğuna inanıyor. Ya kendisinin “siyasi, ideolojik” amaçları?Sorsak, gene çarpıtmış mı oluruz?

HİTAPTAKİ NEZAKETE ŞAPKA ÇIKARALIM

2) "Valiliğimizce Eskişehir'de meydana gelen olaylarla ilgili olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini temin maksadıyla basın açıklamaları yapılmış, ayrıca Radikal Gazetesi Muhabiri İsmail Saymaz beyle röportaj yapılmış ve konu ile ilgili bilgi verilmiştir."

E postada “Oğlum İsmail” olan muhabirin adının, “İsmail Saymaz bey”e terfi etmesi, Vali beyin yaşadıklarından ders çıkaran bir devlet adamı olduğunun kanıtı sayılmalı mı? Eh, gov.tr uzantılı bir adresten kendisinden başka birilerinin posta yollamış olmasını bir gün önce normal bulan valinin, “oğlum İsmail”den buralara gelmesi hayli duygulandırıcı. Bu gelişme hızıyla “Sayın İsmail Saymaz Beyefendi Hazretleri”ne ulaşmak için en fazla birkaç gün kalmış demektir önümüzde.


KİMİN PENCERESİNDEN BAKAYDIK?

3) "Ancak Sayın Saymaz, bu müessif olayı kendi penceresinden ve kendi bakış açısı ile ele almaya ve kamuoyumuza çarpıtarak sunmaya devam etmiştir. Söylemediğim ya da kastetmediğim manalar yüklediği sözleri sürekli gündemde tutmaya, özellikle şahsımı hedef haline getirmeye özel bir gayret sarf etmiştir."

Anlıyoruz ki vali beyin en çok kızdığı şey, “Sayın Saymaz”ın olayı “kendi penceresinden ve kendi bakış açısı ile ele almaya” devam etmesi; sorsak mı: Kimin penceresi ve kimin bakış açısıyla alması daha iyi olurdu? Valinin? İçişleri Bakanının? Hükümet Başkanının? Bunlardan birinin atadığı bir medyacının? Bir gazeteci olayı kimin bakış açısıyla ele alırsa doğru yapmış olur? “Çarpıtma”nın başka bir izahını da vermiyor Vali bey, verdiği haberlerde hangi unsurların “yanlış” olduğuna dair bir açıklama da görmedik kendisinden, aksine soruşturmanın gidişatı, Sayın İsmail Saymaz beyin (İsmail filan demek ayıp kaçar artık koca valinin hitabından sonra) haberlerinin “çarpıtılmış” olmadığını da gösteriyor.


HAYATINI GEZERKEN Mİ DÜŞÜRDÜ?

4) "Ali İsmail Korkmaz isimli merhum öğrencimizin hayatını kaybetmiş olması şahsımı derinden üzmüş ve bu hissiyatım, tarafımdan her fırsatta samimiyetle ifade edilmiştir. Olayın aydınlatılmasına yönelik kararlı tutumumuza rağmen, olayla ilgili asılsız haberlerin devam etmesi kamuoyunun moralini bozucu ve zaman zaman da tahammül sınırlarını zorlayan boyutlara ulaşmıştır."

Vali bey, “asılsız haber” diyor sadece, ama bir tek asılsızlık göstermiyor. Tek söylediği, “o sözü ben Ali İsmail için söylemedim” nakaratı. Kabul edelim, tamam; fakat bu neyin çarpıtıldığını ortaya koymuyor. Ortada asılsız bir şeylerin olduğu kesin. Asılsızlık iddiasında bulunan biri, hiç değilse bir örnekçik vermeli değil mi?
Bir de, bir de "çarpıtma, ideolojik maksat" filan diyen birinin, Ali İsmail Korkmaz'ın içinde polislerin de bulunduğu bir grup kişi tarafından dövülerek öldürüldüğünü söylemek yerine, "hayatını kaybetmiş olması" ifadesini daha dikkatli kullanması gerekmez miydi? Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir sokaklarında dolaşırken hayatını düşürüp kaybettiğine mi inanmamızı istiyor? 


GOV.TR ADRESİNDEN KİŞİSEL DUYGUSAL MESAJLAR

5) "Radikal Gazetesi Muhabiri İsmail Saymaz'ın kişisel e-postasına gönderilen mail yukarıda ifade edilen yerli yersiz ve süreklilik arz eden yanlış ve çarpıtılmış haberlere sitem, bir manada tepki amacıyla 'kişiye özel' olarak gönderilmiştir ve medyada ele alınış biçimine ilişkin kişisel rahatsızlığımı ifade etmenin ötesinde bir anlam taşımamaktadır."

"Bazı basın yayın organları vasıtasıyla yansıtılmaya çalışıldığı gibi tehdit unsuru içermeyen ifadelerimin Sayın Saymaz tarafından farklı anlamlar yüklenmeye çalışılarak ve süratle kamuoyuyla paylaşılması oldukça manidardır. Eskişehir Valisi olarak böyle bir olayla kamuoyunun gündemine getirilmiş olmam şahsımı son derece üzmüştür. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

En güzel yerlerden biri burası: “kişisel e postasına gönderilen mail” “kişiye özel” olarak gönderilmiş” ve “kişisel rahatsızlığı” ifade etmiş imiş. Ala. Fakat, haberlerini kamuoyuna sunan Sayın İsmail Saymaz bey ile bir kamu idarecisi olan Sayın Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna bey arasında, “Oğlum İsmail” diye başlayıp, “şerefsiz”le süren, “yerin altı da var” ibaresini içeren “yazışma”nın gizli kalmasını hayal etmesi tuhaf değil mi? E postanın iki ucunda duranlar kan akrabası, mahalle arkadaşı, mesai arkadaşı filan mı? İki dost? Muhip? Bir kamu otoritesi, kendisi de “kamu görevi” yapan birine e posta yolladığında, bu epostanın gizli kalmasını neye istinaden umabilir?

Sayın İsmail Saymaz bey’in sayın vali Güngör Azim Tuna beye verdiği cevapta “tehdit” algısı ve iması hiç yok; fakat hem Radikal hem de habere ilgi gösteren gazete ve televizyonların çoğu, “tehdit”ten bahsetti. Dolayısıyla sayın İsmail Saymaz bey’in “Beni tehdit etti” söylemi yokken, vali beyin “tehdit çarpıtması”ndan sorumlu tutulması tuhaf. Bunu söylemeden önce neden birçok gazete ve televizyonun tehdidin varlığı algısına kapıldığını düşünmesi gerekmez miydi bir valinin? “Oğlum” diye başlayıp, külhanbeyi edalarıyla devam eden ve finalinde “ölümden sonra da olsa hesaplaşma” beyanına ulaşan mektupların “tehdit” olarak algılanmasının haksız, yersiz, mesnetsiz, ideolojik amaçlı, kötü niyetli filan diye tanımlanması mümkün olabilir mi? Evet, bu mektup gramerinin kendi başına bir tehdit olduğunu bilmeyen Türkiye ile hayli ilgisiz, hayli uzak memleketlerde belki.

Saygıyla kamuoyuna duyurulan son şey, “şahsının son derece üzülmesi” oluyor. Zaten mektubun tamamında başka sunulmuş bir şey de yok. Güzel. Vali beyin üzülmesi üzücü tabii. Fakat kamusal olayın göbeğinde bu kadar kişisel duyguya yaslanılması, kamusal görevlerin niteliğiyle ne kadar bağlaşır? E postasının kötüye kullanıldığını öne sürerken, iyiye kullanılacak bir yanını gösterebilir mi? E postasına yol açan önceki ifadenin "çarpıtıldığını" öne sürmeden önce, ifadenin herhangi biçimde düzeltilmesinin mümkün olmadığını görmezden gelebilir mi?
İçişleri bakanlığı verecek olmalı cevabını. Bakalım ne cevap verecekler.

0 yorum:

Yorum Gönder