12 Haziran 2013 Çarşamba

Karar


Bak, çiçek açıyor!


Söylemek mi istersin, dinlemek mi şimdi? Konuşmak bir yaşam açacak sana, susmak bir başka. Yarının ve dünün saklı boğazındaki düğümde. İlk söz çözüldüğünde, hiç bilemeyeceksin hangi dünyanın açıldığını, hangisi kapanırken, bir daha açılmamacasına... son söz döküldüğünde...

Bir seçimle karşı karşıya değilsin, sözlerinin seçimi senin seçimin olacak, suskunun; ellerinin...
Bir seçenek var yine de, tek seçenek: Sen. İster alır, ister bırakırsın, arı çiçek tozu alır gibi, kertenkele kuyruğunu bırakır gibi...

Şu kadarını bilebilirsin ama: Ne önüne atılı yemdir ne de sonsuzca kalacağın cehennemindir dünya...
Tek bu söylenebilir en baştan sana. Yer değiştirecek her biri, her adımında, başa döneceksen; ilerleyeceksen iç içe geçecek...

İşte sesin yankıyacağı duvar; ama yanıta da dönüşebilir sen beklerken yansıyıp gelen soru. İşte sesin doğacağı boşluk, ya da yiteceği; ama soruya da dönüşebilir sen söylerken işiteceğin yanıt. İşte sesin kendisi: Bir yabancıya ait artık en içten geleni ve bir yabancının her zaman en içe işleyeni.

İster kat sesini üstüne, ister bekle, ses bekleyen sessizliği...

Söyleyenle dinleyen arasında paylaşılır bilgelik; kimse bilemez, kimden yana terazi...

Bak, çiçek açıyor!


0 yorum:

Yorum Gönder