1 Ekim 2015 Perşembe

Kürt kimdir? Bilen kim?

"Burada Kürt kardeşlerim var ama siz tanımıyorsunuz. Bilmediğiniz bir şey var. Kürt kardeşlerimi onlar temsil etmiyor." 




"Burada var olan" Kürt kardeşler, CHP'dekiler değil elbet, AK Parti'dekiler. Söylenme sebebi de, HDP'lilerin TBMM açılış oturumunu terk etmeleri. "Kürt kardeşlerimi onlar temsil etmiyor" diyor onlar için. "Bilmediğiniz bir şey var" diyor, o biliyor. Bu "bilme" meselesi önemli, yazının sonunda oraya geleceğim. 
Sözleri söyleyen Cumhurbaşkanı. Recep Tayyip Erdoğan. Söylenme sebebi, nutkunun "Kürt kardeşlerim..." diye başlayan bölümüne karşılık, MHP sıralarından gelen "Kürt kardeşlerin dışarı çıktı" yollu sataşmaya cevap verme arzusu. 

Özet? Yeni yasama yılının açılışında, parlamento çatısı altında, parlamentoya girmeye hak kazanmış 80 milletvekili yok sayıldı. Çoktur da sayılıyor. "Terör" etiketiyle. 80 milletvekili yok sayılınca, haliyle onlara oy vermiş 6 milyonu aşkın yurttaşın iradesi de yok sayılmış oluyor. 
Hepsi birden parlamento çatısı altında oldu, oluyor. 

Seçimle gelen rütbeler

Aynı konuşmada cumhurbaşkanı şunu da söyledi: "Milletim beni dünyada rütbelerin en büyüğüne Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhrubaşkanlığına layık gördü."
Nasıl? Seçimle.
Kendisini, politikalarını, söylemlerini, hal ve hareketlerini beğenmeyenler, sevmeyenler, karşı çıkanlar, hatta kendisinden her durumda nefret edenler, düşmanlık duyanlar bunu kabul etmek zorundalar. Seçimle gelinen rütbelerin en büyüğü de en küçüğü de, seçim sonucuna saygı duymayla anlam kazanır. Herkesin bildiği gibi Erdoğan'la yarışıp yarışı kaybedenler, "O cumhurbaşkanı değil, ben cumhurbaşkanıyım" diyemezler. Demediler de zaten. (Belirtelim, tek tek yurttaşların bir seçimi tanımıyor gibi yapması başka, bir makamın, hem de 1 no'lu protokolun böyle yapması bambaşka)
Fakat o, Erdoğan, seçimle gelmiş 80 milletvekilini kabul etmiyor. Hem milletvekili olarak kabul etmiyor, hem Kürt olarak kabul etmiyor, hem de Kürtlerin temsilcisi olarak kabul etmiyor. Yani? 6 milyon seçmenin seçimini beğenmiyor. O 6 milyon yok sayılıyor.


Yoklar ülkesi

Cumhurbaşkanlığı yetkileri arasında seçim sonuçlarını tanımamak, seçilmişlerin bir kısmını kabul edip bir kısmını etmemek yok; kimin Kürt olduğunu kimin olmadığını tespit etmek yok, kimin Kürtlerin temsilcisi olduğunu kimin olmadığını ilan etmek yok.
Yok ama oluyor. Çünkü yoklarla var bir ülke burası. Yeni Türkiye dedikleri biraz da yoklarla var olma derdinde bir siyasal tasavvur. Misal, Yüksek Seçim Kurulu'nun sandık taşıma yetkisi yok. Valilerin, kaymakamların sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi yok. Bu ikisinin vekillerle tartışma, onlara laf yetiştirme, hakaret etme yetkisi yok. Gümrükçülerin-talimat veren bakanlıkların, cenazeyi kabul etmeme yetkisi yok. Yok ama oluyor. Yapıyorlar oluyor. 
Aynı konuşmadan:
"Bir şeyi birbirinden ayırmak lazım. Kürt sorunu ve terör sorunu ayrıdır bunu ayırt edemediniz. Kürt ayrıdır, terörist ayrıdır. Mücadlemiz etnik kökenle değil terörle, terör örgütü ile teröristledir... terörden en büyük zararı gören Kürt kardeşlerimizdir."

Eski retorik, yeni Türkiye

Bu retorik hiç de yeni değil, yeni Türkiye'nin eski Türkiye'den aldıkları hiç de zannedildiği kadar az değil. Yeni değil, 1984'ten beri, makul konuştuğu intibaını uyandırmak isteyen herkes bu lafa yapıştı: "Kürt başka, terörist başka." Peki siz neye Kürt sorunu diyorsunuz? Neye "Kürt sorunu" denildiği söylense, neyin "terör" olup olmadığı belki biraz belirginleşir. Bu söylenmiyor mu? AK Parti'nin kuruluş bildirgesinde örneğin bu söylenmişti: "Terörün sebep değil sonuç olduğunu biliyoruz" filan... 
Fakat geçtik o günleri. Onlar geri demokrasi zamanında söylenmişti. Şimdi ileri demokrasi zamanı.

Tek parti, tek lider

Aynı nutuktaki "millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan" kadim sağcı teklemelerinin üstünde durmayalım, bunun arada söylenip atlanmış "tek dil" ve "tek din"li versiyonlarını da unutmuş gibi yapalım. Hepsinden bağımsız, "Kürt sorunu" denilen şeyin özüne ilişkin bir yan var cumhurbaşkanının açılış nutkunda. Kimin Kürt olduğuna, kimin olmadığına, kimin Kürtlerin temsilcisi olduğuna, kimlerin olmadığına, demek ki kimlerin terörist olup olmadığına karar verme. Kürt'ün ne olduğunu devlet söyler. Devletin söylediği olur. 
(Bu kararla, sadece 80 vekil değil, 6 milyonu aşkın seçmen de TC kütüğünden düşülmüş oluyor. Ne gam? Kürtler hakkında toptan tanımlamalar de perakende ihraçlar da serbesttir) 

Bir zamanlar sorun, "Herkes Türk'tür. Değilse de olacaktır" netliği altındaydı, şimdi tanımlama yetkisi yine tek elde tutularak aynı retoriğin ileri versiyonları üretiliyor. Kürt kimdir, kim değildir, yine devlet ve onun başındaki kişi biliyor. Kürt bilecek değil ya kendisini? Kim olduğu kendisine bildirilendir Kürt. 

Teklerin bir de söylenmeyen kısmı yok mu: Tek parti, tek lider, tek zihniyet. 
Siz yeni diyorsunuz buna, Kürtler biliyor ki başından beri bu böyle...

0 yorum:

Yorum Gönder