10 Mayıs 2015 Pazar

Kenan Evren Öldü Demekle Ölmüyor

Kenan Evren ölmedi, içimizde yaşıyor. Fazlasıyla yaşıyor. Çok
fazlasıyla..



Seçim var ya yakında, işte oradaki yüzde 10 barajı olarak yaşıyor. Barajı beğenen herkes olarak yaşıyor. Barajlı demokrasiyi beğenen herkes olarak yaşıyor. Yaşıyor, savaşıyor Kenan Evren.

Okullarda din dersleri var ya, oradaki mecburiyet olarak yaşıyor. Mecburi din derslerini beğenen herkes olarak yaşıyor. Alevileri Sünnileştirmek isteyen herkes olarak yaşıyor. Alevi köylerine cami yapma arzusu olarak yaşıyor.  Yaşıyor, sataşıyor Kenan evren.

“Kürt sorunu diye bir şey yok” lafı var ya, orada yaşıyor. Rahmetsiz, “Kürt yoktur” derdi; “Türk ile Kürt kardeştir” derdi, “Bakın ismin içindeki harfler bile aynı, T, Ü, R ve K… O kadar kardeş. Başka da sorunumuz yok zaten” derdi. Şimdi de “Sorun yoktur” deniliyor. “İkisi de Müslüman. Sorun var diyenler Zerdüşt” deniliyor. Yaşıyor, bulaşıyor Kenan Evren.

İçimizdeki Ertuğrul Özkök olarak yaşıyor, misal. Bir zamanlar Ertuğrul Özkök’ten nefret edenlerin kurdukları gazetedeki yeni Ertuğrul Özkök’ler olarak yaşıyor, hani şu namaza gittiği için namaza gitmeyen Ertuğurul Özkök’ten farklı olduklarını sananlar. Yaşıyor, yavşıyor Kenan Evren.

Kenan Evren, soykırım inkarcılığı olarak yaşıyor. Ortaokul öğrencisi olarak, “Ermeni uşağı ipne Fransa” diye bağırtılan kalabalığın nasıl, nerede, niye kurulduğunu iyi hatırlamıyorsam da, zaten öldürülmüş olan Ermenilere üzülmek yerine, henüz ölmemiş olan Ermeniler bulunduğu için üzülmek gerektiğine dair dersleri o dönem aldığımı iyi hatırlıyorum.

Soykırıma karşı üç parti birleşirken, üç liderin fotoğrafı üst üste konulsa, altında Kenan Evren çıkabilirdi. Yaşıyor, klonlaşıyor Kenan Evren.

Kenan Evren yaşıyor. Aldığı oy oranıyla meşruiyet arasında bağ kuran ne ilk, ne son kişiydi, ama Napolyon ile alaturka Napolyonlar arasında bir yerde önemsiz bir kilometre taşıdır. Ocağımıza dikili incir gibi. Kenan Evren yaşıyor, yayılıyor.

Kenan Evren yaşıyor. Meydanlarda Kuranı Kerim sallamayı icat eden ikinci kişidir tarihte, “Ne yapayım ben öyle aydını” formülünü icat eden birinci kişi de olabilir, kim bilir? Kenan Evren yaşıyor, yanaşıyor.



....


NOTLAR: 
Uzar gider bu. Uzatmak gelmedi içimden. Şu kadarını söyleyebilirim ama, Ertuğrul Özkök "her durumda en dürüst şeytan" olma düsturunu bırakmayarak, bir daha şaşırtmadı beni. "O hiç değilse dürüst" demeyeceğim elbette, tüm çıkışları gibi bu da "dürüst olma" gösterisinden ibaretti.
Bir de iş dünyası/iş adamları, kadınları, her neyse o cins için söz etmek gerekli belki. Ne söz edilecek, onlar kârlarına bakar, Kenan Evren'i de, Recep Tayyip Erdoğan'ı da aynı ölçüyle sever, kullanır, emer, vergilerini verir, sonra da hiç sevmemiş, görmemiş, bilmemiş gibi yaparlar. Neticede Kenan Evren, onların tatlı kârlarının bekçi Murtazası idi, onlar kârlarını artıran Evren'in resimlerine para bayılan kanlı cahillerdi. En çok parayı, Evren'in çizdiği kanlı "Türkiye ve Kürdistan" resmine verdilerdi...

Bir de şunlar var:

Giyotin yılı 1980

Haydi paşalar Galatasaray'a!

Kenan Evren'e ne soracaksınız?

Kenan Paşa'nın savunması iddianame oldu

Kenan Paşa çok mutludur şimdi!

Nasıl Kenan Paşa'nın avukatı oluverdim?



0 yorum:

Yorum Gönder