5 Mayıs 2014 Pazartesi

Serdar Koçak'lı Bir Rüyanın Kaydıdır


Büyük ağız açılır kapanırdı
Bir şahmeran inerdi kentin karnına
Bir sabah inerdi, bir öğlen, bir akşam
Beşinci duvardan kaçıp sığınırdık
Demi kalbimize dökülen mini meyhanelere
Bir bilinmez höyükte kazırdık
Aklımıza kazılmış dövmeleri
Serdar Koçak o zaman İstanbul’da akardı
Babalar kafa kırardı. Hâlâ kırar

Yine de çiçeklenirdi her şey
Saçların arasında yayılan kan gibi
Kana kana inerdi sopalar üstümüze
Kıvrılır kalırdı köşelerde çocuklar. Kalırdık
Emirgan’da asma yapraklarına ağlarken gördüydüm
Sonra asma kütüğüne sarılıp şiir dediydi
Gelincikler yayılırdı unutulmuş arsalarda
Bazen ölüm çiçeklenirdi
Çiçeğe bakardık ölüme bakamayınca

Neden sonra biz girdik sıraya
Nereden bilecektik biz de çiçekleneceğiz bir gün
Çiçekçileri görmeden geçer
Tabutumuzdan kalkıp çelenkleri yerdik
Nereden bilecektik, çöl mendilimiz kadar
Üstümüze atılacak mendilimiz
El emeği göz nuru oya işlemeli

Büyük ağız üfürüyor öfkeli fönü
Domuzlar atlıyor boğazın akıntılarına
Kaçıyor domuzlar saksıya konulmuş ormanlardan
Serdar Koçak artık istifasından istifa etmiyor
Kâr etmiyor göbeğindeki yazı alnındaki yazıya
Sus artık diyor bana, sus
Zambak veriyor yemem için
Gizli mürekkeple gülmüş içine. Hâlâ güler

Beste dedikleri bağlanmış ses
Büyük ağız bize kürek veriyor kazalım diye
Kazalım da kazalım kuyumuzu kendimizin
Kafada ne çok yara izi var, hepsi baba elinden
Baba evinden çıkarken unuttuk onları
Baba evine dönerken sızlamaları bundan

Siz şarkı diyorsunuz onlara
Beraber söylenmiyor, tek başına söylenmiyor
Serdar Koçak artık kesti radyo yayınını
Babalar kafa kırar hâlâ
Biz göbeğimizi kendimiz keseriz
Büyük ağız birbirimizi gömmemizi istiyor
Bizse öpüp başımıza koyuyoruz






0 yorum:

Yorum Gönder