9 Mayıs 2014 Cuma

Heron ile Çimen



Mekanik ebabiller kaplıyor göğü yavaş yavaş. Gagalarında ateşli taşlar.
Bir yeni meydanı açıyorlar siyasete. Meleklerin çekildiği yerlerden. Kırlangıçların bir daha dönmediği. Kitapları tersten yazarak. Dalın siyasetine, yaprağın, yaprakta yuvalanmış tırtılın.
Kıpırtısız kanatlarıyla siyaset ediyorlar can yemişine.
Ölüme doymuyorlar, doymamışken vurdukları daha yaşama…

Bir dil değişiyor her darbeyle, bir ağız kapanıyor, bir yara açılırken.
Çimenlerde bir siyah yara.
Söz taşıyor yarayı. Söz büyütüyor. Söz eğip büküyor. Pazara çıkarıyor. Süslüyor…
Biz bir şey görmesek de düşen ve yayılan yalımdan başka. Biz bir şey bilmesek de sıçrayan ve dağılan ömürden başka…

Yayılıyor kentlere doğru yangını sırtında çocuklar. Topraktaki sarsıntı kalplerinin ritmi. Dövülen dağların dilini susuyorlar. Niçin bilmiyorlar ama daha ağızlarını açar açmaz tanındıklarını.

Kullan-at taşlarıyla uçuyor başlarının üstünden bir ejdere vekil ebabiller. Emanet cam-gözleriyle izliyor onları. Taşlar ateşten bir halıya dönüşüyor yeri bulduğunda. Semender vermiyor onlara sırlarını alevleri aşmanın. Ateş veriyor gök, yağmur vermiyor.
Çimenlerin bilmediğini onlar da bilmiyor.

Yaşadıkları sadece öldüklerinden biliniyor.

0 yorum:

Yorum Gönder