17 Şubat 2013 Pazar

Sansürcünün aklı nokta nokta


(Dikkat! Bu metinde biraya güzelleme vardır. Bir de Kanat Atkaya’ya selam vardır. Pazar sabahı onu okudum, neşelendim.)


Sansürcünün hilesi çoktur. Çilesi gibi. Hangi hileyi yaparsa yapsın, çile çekecektir. Son örnek Edip Cansever şiiriyle ilgili: Şiirin biralı dizelerini çıkarıp lise öğrencilerine öyle okutmaya karar vermişler. Aferin. Maksat, liselileri biradan, alkolden uzak tutmak, akıllarına sokmamak. Şiirden orayı çıkarınca, çocuklar ne güzel korunmuş oldu değil mi? Biralı iki dizeyi çıkarıp, yerine bir sürü nokta koymuşlar. Nokta nokta. Sansürcü aklı işte, nokta nokta…

Şu dizeler yerine:
“Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu...”

(Lise dört, 18 ya da 19 yaşında gençlerin okuduğu yer, “çocuk” demek ayıp ama devletimiz kimine göre ana, kimine göre baba ya, kimse çocuk olmaktan kurtulamaz onun elinden. Neyse, yoldan çıkmayayım.)
Kanat Atkaya bugün (17 Şubat 2013 Pazar) Hürriyet’teki köşesinde güzelce yazdı işi, ve sordu, “Ama eh be kardeşim; madem “bir bira” kaşıntı yapıyor bünyende o şiiri niye koyuyorsun kitaba?” (Kanat Atkaya yazısının tamamı içinburaya tık)

Niye sahi? Edip Cansever evrensel kudrette bir şairdir ve sayısız şiiriyle “çocuklar”a şiirini anlatmaya başlamak mümkündür. Niye “Masa da Masaymış Ha” Ha?

Şundan mı: Bakın biz şiirden, edebiyattan anlıyoruz. Edip Cansever’in en ünlü şiiri hangisi iyi biliyoruz. Bir de biz dönemin iktidarının ve onun politikalarının toplumda yarattığı hassas yanları da iyi biliyoruz, iktidarın gücü kadar güçlüyüz ve şiirdeki “bira”yı çıkarıveriyoruz. Sorana deriz ki, “En ünlü şiirini koyduk. Biliyoruz biz şiiri. Ama biralı koyarsak, alkol, tütün filan kurulları bize cezalar keser, gençleri alkole mi teşvik ediyorsunuz der. Biz de çıkardık.” Sonra kendi aramızda da deriz ki: “Artık güç, yetki, karar bizde. Şiirdeki (aslında şairdeki) arızayı da temizledik bi güzel. Alkole, votkaya, cine bulaşmasa ne güzel olurmuş şair. Aha biz de çıkardık onu.” Uzatmak mümkün, işte bir sansürle çok mesaj.

Sansürcünün hilesi bu tabii, ama bu işin bir de çilesi var: Kitaptaki sayfaya bakınca en çok dikkat çeken yer, o nokta nokta yerler. Olmayan, çıkarılmış, sansürlenmiş bölüm. Sansürcü, sansürünü yaparken aklından ve ruhundan geçenlerle, mesajlaşma içine girdiği güç merkezleriyle ve mesajlarıyla mutluyken, yaptığı işi tersine çevirmiş olduğunu da fark etmez. O “nokta nokta”lar, hem sansürcünün aklının nasıl bir akıl olduğunu gösteren ok işaretidir hem de sansürcünün gidilmesini önerdiği yolun tersini gösteren ok işaretidir: Ne varsa, ok yönünün tersinde yürüyünce var.

Bu satırların yazarı, rakıyı, şarabı, birayı sever. Lisede okuduğu yıllarda, sahaflardan kaptığı hemen her Edip Cansever kitabını Üsküdar’ın birahanelerinde, biranın dökülüşü, dökülmeyişi eşliğinde içmiştir. O yıllarda kitaplarda Nazım Hikmet de yoktu. Kitapta olmayan kitapları bulmakta hiç güçlük çekmediği gibi, aslında iyi edebiyatın ders kitabının anlattıkları, gösterdiklerinden çok anlatmadıkları, göstermedikleri arasında olduğunu çakıvermişti. Şimdi de o Edip Cansever şiirini okuyan “çocuk”lar, şiirde gizlenenin, üstü çizilenin keşfinde hiç geç kalmayacaklardır. Zaten kalmamışlardır da.
Sansürcü hilesiyle, o nokta nokta aklıyla çok yaşasın. Nokta.

0 yorum:

Yorum Gönder