21 Temmuz 2015 Salı

Suruç Mektubu

Takatim yok uzun lafa.

Güvenlik açığı mı var? Hayır, güvenlik fazlası var: Birilerinin aklındaki toplum tasarımı gerçekleşsin diye uygulanan güvenlik tedbirleri, o tasarıma uymayanları yok etmeyi emrediyor. Bu emri kimi zaman açıkça verip uyguluyorlar, kimi zaman kapalıca. Roboski açık, Suruç kapalı uygulamaya örnektir o kadar. Mesele güvenlik fazlasıdır: Asker, polis, istihbarat ve vekil savaşçılar, çok ama çok fazladır. Bu fazlalık, işte böyle yazılar yazıyor. Mektuplar. Suruç, bir mektuptur. IŞİD’den mi? El yazısı benziyor ama o kadar. Elinden tutulup yazdırılmış çocuk kadar.



Suruç’un seçilmesinde özel sebepler var. Sebeplerden biri, elbette Kürdistan’da oluşudur. Tıpkı Kobani’nin seçilmesindeki gibi. Suruç’un seçilmesindeki sebeplerden ikincisi, birinciyle özel bir bağlantı içerir: Kürdistan’da olan bitenlere katılma, müdahale, eklemlenme, hiç değilse, en azından, anlama, görme arzusu, bu aşırı güvenlikçi akıl için bir tehdittir… Anarşistler, sosyalistler, komünistler, “Kürt olmayan”lar olarak Kürdistan’da olan bitenlerle eklemlenirse, Kürt anarşistler, Kürt sosyalistler, Kürt komünistlerle buluşursa, aşırı güvenlik gerektiren akıl harekete geçer: O akla göre çünkü Kürtler, a) devlete ve onun partilerine itaat ederlerse b) hiç değilse zorluk çıkarmazlarsa, az buçuk taltif edilerek tatlı tatlı asimile edilmeyi hak ederler. Yok etmezlerse, yok karşı çıkarlarsa, yok itirazlarını ortaya koyarlarsa, yok diğer dertli gruplara seslenirlerse, yok “yok” derlerse, asimilasyon için bekleme iyiliği de gerekmez, doğrudan yok edilebilirler. Onlarla temasa geçenlerin payı da aynıdır. Kemal Pir payı. Suruç’taki saldırı, bizatihi böyle bir buluşmaya yönelik bir saldırıydı. Bir çemberin etrafında toplanmış 300 genç bu nedenle hedef seçildi. “Kürt olmayan”lara yazılan kanlı bir mektuptu bu, Kürtlere 40 yıldır yazılan dille yazıldı. “Yeni Kemal Pir’ler istemiyoruz” dedi mektubun sahibi.

Mesele sadece temiz yüzlü pırıl pırıl gençlerin katliyle herkesi acıya sevk etmek değildi yani. Yapan, ne yaptığını gayet iyi biliyordu. “Bundan sonra bu yoldan gidecekler”e “işte yolun sonu” mesajı. Kürdistan’da açılmış bir mektup, Kürtçe okunur öncelikle. Bu saldırının Kürtçesi budur. Türkçesi de budur.

Mesele o gençlerin iyiliği, güzelliği, oyuncakçılığı mı? Ne ilgisi var? Ne saçma bir ağıttır bu? O gençler bir savaşta taraf olmayı seçtiler. Ne yaptıklarını bilmiyorlarmış gibi yapmak ne ayıp! Seçimlerine ateşle cevap verildi. O cevabı beğenmiyorsak, o cevabı verenlerin karşısına aynı cesaretle çıkmak gerekir, yakalarına aynı cesaretle yapışmak gerekir. Hiç değilse o gençlerin anısına saygı duymak gerekir. O kadar cesur değilsek, hiç değilse saçma ağıtlarla anılarına saygısızlık etmemek gerekir.

IŞİD mi? O daha dünkü mesele, yarın da olmayacak zaten. Kaybedecek. O bombadaki mektubu yazmaya IŞİD'in hafızası, tarihi, geçmişi ve geleceği yetmez. O da başkasının oyuncağı olarak orada patladı zaten, oysa patlayan.



Unutmadan. Evet, lanet olsun. Bu genç yoldaşlara uzanan eller kırılsın. Kırılır umarım. Bir yolunu bulup kıralım o elleri. Bu genç yoldaşlara uzanan diller var, beyaz toroslara çamurluk olsun o diller de.

0 yorum:

Yorum Gönder