23 Aralık 2010 Perşembe

Arayış




Bir dokunuştu aradığım. Yitik
Aşkın olanaksız umusu
Yadıl düş:
Yıldırım olmak ya da ağaç
Düşüşüne hazır yıldırımın

Düşürmeden daha gözkapaklarını
Buluşmak ham ışıltısında
Yıldırım ve ağaç olan gövdenin

Külerişine ağıtlanan olmamak ama
Yaşamın ilk ve son kez
Varlığını duyurduğu aralıkta

İsteğin alımını karartır söz. Ağır
Ağır çökelip ruha... Anımsatır
Kesin buyruklarını geleceğin
Alttan alta
Kendi büyüsünden tedirgin el
Kıvranır durur boşlukta, öylece

Sürer gider dalgınlığımız, pür dikkat
İşler, güçler, kelimeler arasında
Ağırlıksız gövdelerimiz sıyırıp
Geçer birbirilerini. Yönsüz bakış
Yönsüz adım ve yönsüz
Kaçışa benzer arayışlarımız
Döndükçe daralan çemberinde zamanın

Kanıveririz ağzı açık kuruntuya
Her ada bir gövde biçen efsanenin
Çarçabuk tersine çevrildiği yerde:
Yemiş dalına geri döner
Toprağına doğru yeşerir bitki
Aşka pusula oluverir geçmiş
Bizi zincirlerinden çözer de!

Büyütür mesafeyi bulanık endişe
Unutabilir miyiz ki sonlu olduğunu gecenin
Sonlu olduğunu günün, aşkın, yaşamın
Ve neredeyse hiç ulaşamadığını
Günlerin renksiz sedefinin altında
Bir kan pıhtısı olan varlığımıza?

Durmaksızın konuşuyoruz yine de, bile bile
Sözle dolacak bir boşluk olmadığını dünyanın

0 yorum:

Yorum Gönder