11 Ocak 2011 Salı

Portreler/Levent Balkan

Saçlarını lodos taramıştı, tanıştığımızda
Burada, köprünün altında. Konyak sarhoşu
Kayığından yeni uyanmıştı…

Gorki üniversitesinden mezundu kimine göre bıyıkları
Kimine göre Nietzsche kürsüsünden firari…

Kalpağı kuvvayı seyyare
Hençeresi poyraz çatlağı
Yürüyüşü Balkan karşılaması…

Rakıyla vaftiz edilmiş bir Rum belki
Belki şarapla kutsanmış bir Bektaşi
Rakı şişesinde bir sergerde…

Wosvagen'li Anarşist
Kendi arızasında usta
Kah Bozcaada'da Marika'yla dansta
Kah bir Kürtle karagünde yasta
Marş söylemişliği de vardır Laleli'de orospularla
Rüya tevil etmişliği de Eyüp'te bakirelerle...

Hayali burada şimdi, Galata Köprüsü'nde
Oltasının ucundaki balığa asılı
Rüzgar saçlarındaysa da anımsamaz asıl masalı
"Ben rüzgar gibi yaşardım" dediydi bir gün demlenirken
Gün doğmadan başlayan rüzgar gibi, gün batmadan...

Kalbinin veznine uymadıysa iklim
Uymamıştır isyansız günlerin esinine
Düşerken yetmişlik şişeden yudum yudum irtifa
Neyleyelim intifası dünyanın mütegallibeye kalmışsa?

İlk gördüğümde tarihle pazarlıktaydı:
"Ben yaşarım, gerisi senin bileceğin iş."
Son gördüğümde bir Azize saçlarını taramaktaydı:
"Ben yaşıyorum, gerisi senin bileceğin iş."

DGM'de kravatına sığındı savcılar kanun bozarken
Kara kızıl gözlerle dinledi esas hakkındaki mütaalayı:
"Suçlu olmalıdır, suçu paylaşmadan yaşayacaksa."

Yanıt bekler yargıçlar heyeti, heyhat
Hüküm fıkrası hazır, çoktan düşünüldü gereği

Savunma şarapla sürecek
Suç rakıyla başladıysa da:
"Rüzgar gibi yaşardım ben
Devletin meteorolojisinden kime ne?"

Ali Duran Topuz

0 yorum:

Yorum Gönder