13 Ocak 2011 Perşembe

KIRGINLIK


1

Bir öykü umduk: Yarın bir gün yaşayacaktık, yaşamdan da saf olanı...
Kanıt gerekti ama var olduğumuza.

Duygu koşumlu birer atla işlemeye kalktık onu. Atıldık, herkesin atıldığı meydana.
Ne biz anlatıcıyı gördük, ne de o bizi bekledi. Kalk borusuyla kesildi anlatı, bir iş emrine döndü her şölen daveti.

2
İnanç?
Ellerimizdeki kırmızı şeker.

Umut?
Dudaklarımızda elma tadı.

Cesaret?
Alınlarımızdaki rüzgar.

Sözcükler kadar kolayca çoğalırız sandıydık.

3
Başkaları belirdi sonra: Başka adamlar, başka kadınlar, başka çocuklar...
Elleri taşlı, gözleri taşlı. Gül başka öykülerde solmuş bir nakarattı.

Ünlemden fazlası hataymış
Bildik
Kanarken
Gülün gramerinde.

4
Başka bir öykümüz var şimdi, anmaya değmez, sınanmış
Sınanmış ve başarılmışın yanında.

Hâlâ cümleden azına da razı değiliz ya
Şimdi unutalım zaten unutulmuş olanı
Paylaşılmaz, ne taşın, ne gülün acısı...

0 yorum:

Yorum Gönder