26 Şubat 2016 Cuma

Türksat'ın ifşaatı

Türksat AŞ, şu açıklamayı yaptı, tam metin en altta bütün haliyle olacak, böle böle ilerleyeceğim.

Ne diyor? "Ben, yetkili idari organ tarafından verilmiş yayın lisansı olan medya hizmeti sağlayıcı kuruluşlara kapasite tahsis ederim."

Yani? Yayın lisansı olan medya kuruluşuna kapasite tahsis hizmeti veriyor. Yani, bu lisansı olmayana veremiyor. Niye versin, ama peki lisansı olana vermemesi mümkün mü? Bu bir tekel. Alanındaki tek şirket. Dolayısıyla, "yetkili idari organlar", yani devlet lisansı verdikten sonra yayını yapabilmek için bu şirketin hizmetine mecburiyet var. Mecburi hizmet bu, "Hayır" diyebilmesi için, çok çok özel ve yasalarla desteklenmiş gerekçelere ihtiyacı var. Kafasına göre hayır diyemez. Derse, "sansür" olur. 

*
İkinci ve üçüncü cümlesi, ilk cümledeki durumu iyi izah ediyor aslında, şöyle: "Şirketimizin, 6112 sayılı Kanun çerçevesinde, içerik denetimi yapma görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu kapsamda, İMC logolu TV yayın kuruluşu ile sözleşme imzalanmıştır."
Yani, içerik denetimi yetkisi olmadığı için, içerikle ilgili herhangi bir durumu tartışma konusu yapamaz bu şirket. Kendisi söylüyor. Böyle bir içeriği tartışamayacağı için, sözleşme feshi için de kullanamaz, örneğin; örneğin, ücret artırma için de kullanamaz filan. Üçüncü cümle bunu söylüyor zaten.

Ancak, evet "ancak" diyor ve orada işler karışıyor:
"Ancak, şirketimize gönderilen yargı organı yazısı ve yazının ekinde bulunan bilirkişi raporu ile, muhatap şirketin PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı bildirilmiştir."

Şimdi, savcılık yazısının özelliği, niteliği bir yana, bu yazının şirket tarafından nasıl algılandığı önemli: Ne diyor şirket, "Bize... propaganda yaptığı... bildirildi." Kim? "Yargı organı." Yargı organı dediği, savcılık. 
Bir televizyonun içerik denetimi konusunda tek ve en üst yetkili bilirkişi de olan RTÜK'ü bile devre dışı bırakarak, kendi tayin ettiği bilirkişiye yazdırdığı raporu şirkete yollayan savcılık. Şimdi, savcılık, herhangi bir özel ya da tüzel kişiyi, kurumu, kuruluşu filan herhangi bir şeyle suçlayabilir, bu bir maddi ya da hukuki gerçeğe denk düşemez, en fazla bir tek, bir iddia anlamına gelir; o yüzden yazdığı şeye "iddianame" denir, mesela "savunma" denilmez, "karar" hiç denilmez. O halde, bir "yargı organı" olduğu öne sürülse bile, icrai sonuç doğuracak "karar"lar alma yetkisine sahip bir "organ" değildir. Hukuken o yetki "yargıç"lara verilmiştir, "Türk milleti adına" karar alma yetkisi savcıların değil, "yargıç"larındır. Şirket ama savcılığın "mektubu"nu o türden bir karar, icraya dayanak olacak bir karar olarak almıştır. Haklı mı? Bir yanıyla evet: Savcılık, korkutucu bir makam, bir mektup yazarsa, insan şöyle bir kendine çeki düzen verir. Fakat "hukuk"i açıdan bakarsak, şirket haklı filan olamaz, söylemesi gereken tek şey vardır mektuba: 
"Güzel mektubunuzu aldık, okuduk. Bu mektupta yazanlar bize bir mahkeme kararı olarak gelirse, elbette kanunlar çerçevesinde sözleşmeyi gözden geçirebiliriz. Fakat bu iddiaların bir mahkemeye ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz."

Medeni, hukuki memlekette bu yazışma böyle biterdi. Bir televizyonun karartılmasıyla değil. Şirket ise şöyle bitiriyor:

"Milli güvenliğimize yönelik açık tehdit oluşturan yasadışı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini övücü yayınlar yaptığı yargı organı tarafından tespit edilen İMC logolu TV ile yapılmış olan sözleşmenin devamının beklenmesi mümkün olmadığından, HUKUKUN GENEL PRENSİPLERİ ve akdedilen sözleşmenin ilgili maddeleri kapsamında, sözleşme feshedilerek, söz konusu kanalın yayın iletimi sonlandırılmıştır."

Şirket, açıklamasında savcının kendisine verdiği "yargıç" pozunu, yani hukuki ve maddi gerçek hakkında karar verme yetkisine sahip olduğu zehabını bahane mi etti, gerçekten korktu mu bilemeyiz, belki de (ve bence) gönüllüydü, üstüne atladı, bilemeyiz, fakat şunu bilebiliriz:
Savcının mektubu, yetki gaspının sınırlarında geziyor. Bu bakımdan bu yazı bir suç duyurusudur da; savcı, kendi kendisinin suç işlediğini duyuruyor. Şirketin mektubu ise durumu teyiden ifşa etmekten başka işe yaramıyor. Yani şirket de suça şerik oluyor. Şirket oluyorlar ikisi birlikte.

**
"Hukukun genel prensipleri" demek, bu şairane (en azından hukuku olmadığı kesin olan) mektuplaşmada ne anlama geliyor olabilir? Devletin dediği olur? Devletin sahiplerinin dediği olur? Devletin tek sahibinin dediği olur? Savcı varken yargıcı kim takar?

Söyleyin fırıncıya ekmek de vermesinler var bir de... 



**
Türksat'ın internet sitesindeki açıklaması şöyle:

"Türksat A.Ş., yetkili idari organlar tarafından verilmiş yayın lisansı olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara kapasite tahsis etmektedir. Şirketimizin, 6112 sayılı Kanun çerçevesinde, içerik denetimi yapma görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu kapsamda, İMC logolu TV yayın kuruluşu ile sözleşme imzalanmıştır. Ancak, şirketimize gönderilen yargı organı yazısı ve yazının ekinde bulunan bilirkişi raporu ile, muhatap şirketin PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı bildirilmiştir. Milli güvenliğimize yönelik açık tehdit oluşturan yasadışı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini övücü yayınlar yaptığı yargı organı tarafından tespit edilen İMC logolu TV ile yapılmış olan sözleşmenin devamının beklenmesi mümkün olmadığından, hukukun genel prensipleri ve akdedilen sözleşmenin ilgili maddeleri kapsamında, sözleşme feshedilerek, söz konusu kanalın yayın iletimi sonlandırılmıştır."

Tek ses, tek görüntü

0 yorum:

Yorum Gönder