16 Ocak 2013 Çarşamba

Her şeyin hizmetçisi


Efendim, benim hizmetçim olduğunu öne sürüyor.
Bağırıyor da bana, inanmam için onun benim hizmetçim olduğuna.


Bağırıyor, vuruyor efendim bana. 
Kafamın kalın olduğunu kim söyledi ona? En çok da kafama vuruyor.
Kafamın kolayca kırılabileceğini nereden biliyor o?

Efendim öfkeli çok. Gülünce gülmemi, kızınca kızmamı istiyor. “Senin hizmetkârınım ben” diyor. “Senin için varım ve bundan asla ve asla vazgeçmeyeceğim.”


Benden almayı çok seviyor efendim. "Hizmet için" diyor. "Sana hizmet için."
Bana hizmet için paramı alıyor. Gitmeyeceğim yollar yapıyor.
Girmeyeceğim binalar. 
"Efendi" demeye yeltendiğimde kızıyor, bağırıyor, vuruyor. "Nankör" diyor, "Nankör, hizmetin kıymetini bil."


Bana hizmet için silah alıyor, sağa sola ateş ediyor. Bana doğrultuyor silahı. Bana veriyor, sağa sola ateş etmem için. Kendisine doğrultmam için.

Böyle bir efendim var benim. Benim hizmetçim olduğunu söylüyor.

Onun yolundan yürümemi istiyor. Onun yolundan yürüdüğüme kızıyor sonra. Kendi yolumdan yürümemi öğütlüyor. Kendi yolumdan yürüdüğüm için kızıyor bana.

Onun dilini iyice öğrenmemi istiyor, onun bakışlarını, onun jestlerini, onun mimiklerini. Dudağım onunki gibi kıvrılmıyor diye kızıyor sonra, kaşım onunki gibi kalkmıyor diyor. Sonra kıvrılıyor diye kızıyor dudağım onunki gibi, kalkmıyor diye kaşım…

Hiç susmuyor efendim, her şeyi anlatmamı istiyor ona sonra, beni daha iyi anlamak istediği için, hiç susmadan.

Böyle bir efendim var benim. Kendisini her şeyin hizmetçisi sayıyor. Buna inanmamı istiyor bir de benim, mutlaka.

0 yorum:

Yorum Gönder