Ne diyor bu Barrack? Yerleşimci emperyalizmin Antalya tebliği

 

 

Trump dönemi Amerikası’nın dünyaya kan, gözyaşı ve pislikten başka sunacağı bir şey olmadığı gayet açık ama bu kötü manzarada belki işe yarar tek bir şey var: Açık sözlülük. Artık demokrasi, hak, hukuk filan süsleriyle çalışan liberal palavralara ihtiyaç duymuyorlar. Neoliberalizmin yol açtığı ciddi ve hayati sıkıntılara, işin ciddiyetine ve hayatiyetine uygun ağızlarla vaziyet ediyorlar. Kuzuyu yemek için su bulandırdın tiyatrosuna gerek yok, ben kurt olarak seni yiyeceğim, ne yapacağın senin bileceğin şey diyorlar. Üstelik bunu Avrupalılara bile yapıyorlar, Grönland’ı güzellikle verdin verdin, vermedin ben alacağım diyor mesela. 



 

İş Ortadoğu’ya gelince yaptıkları ve söyledikleri utanmazlık düzeyinde uyumlu birbiriyle, utanç verici ve suç niteliğinde şeyler yapıyorlar, sözleri de aynı minvalde eşlik ediyor eylemlerine. 

 

Yaptıklarının özeti, özü Filistin’de: Yerleşimci emperyalizmin tarihte yaptıklarını bugün orada yeniden yapıyorlar. “Yerliler”in topraklarını alıyorlar, onları öldürüyorlar ve ala ala, öldüre öldüre ilerliyorlar. İran’a saldırıları da ne İran’da bir diktatorya olmasıyla ilgili, ne İranlı yöneticilerin İslamcı otokratlar olmasıyla ilgili; ilgili oldukları şey, “sömürgeci yerleşimci” olarak bölgede yerleştikleri alanları büyütmek ve buna karşı olan, bunu istemeyen herkesi tasfiye etmek, her şeyi dağıtmak. İran bir de küresel kapitalist çarkın dışında kaldığı için sinirlerini bozuyor, devasa bir nüfus koka kola içmeden, pisburgerleri yemeden, CNN dinlemeden yaşıyor, olacak şey mi? 

Açık sözlülüğün utanç verici şahikalarından biri Amerika’nın Ankara elçisi Tom Barrack’ın ağzından döküldü. Şöyle diyor beyimiz, Antalya’da, “Diplomasi Forumu”nda:  

“Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Eğer güç göstermezseniz, zayıflık gösterirseniz, savunmada kalırsınız.”

Adı diplomasi forumu ama tek bir diplomatik ifadesi yok, “bam bam bam” konuşuyor elçi adam, “neoliberal iyi yönetişim” kitabının ortasından konuşuyor; konuşma da değil tebligat yapıyor.

“Dünyanın bu bölgesi” diyor, beyimiz. Sanırsınız, başka bölgeler başka başka şeylere saygı duyuyor ama bu bölge sadece güce saygı duyuyor. Demek istediği, kendi kullandıkları güce karşı fikir, söz ve eylem geliştirmenin kabul edilmeyeceği; lafın tamamı aptala söylenir şiarıyla şunu söylüyor özetle: Biz (ABD ve İsrail ile görünür ve görünmez ortakları) silahları aldık bölgeye yerleşip yayılıyoruz, güçten başka bizi durduracak bir şey yok ve o güç de bölgede kimsede yok. Ağam eğleniyor yani. 

 

Örneği de ne güzel ama: 

“Suriye bunun iyi bir örneği. Suriye neden işliyor? Çünkü güçlü, kararlı ve cesur bir lider var. İnsanlar geçmişte onunla aynı fikirde olmayabilir ama onu bir yere doğru liderlik ederken görüyorlar. Körfez örneğine bakacak olursak; bu ülkelerin oldukça başarılı olduklarını ve buradaki müşfik monarşilerin sonuç verdiğini görürüz.”

El Şara kime karşı güçlü, kararlı ve cesur? ABD’ye değil, İsrail’e değil ama onların istedikleri düzeni istemeyenlere karşı. Başka türlü olsa övgü alamazdı, kendisinin de konuşanın da bildiği gibi.

 

Utanmazlık devam ediyor, icat dolu laflarla: “Eğer bölgeyi incelerseniz ki antidemokratik olduğu gerekçesiyle bu sözlerimden dolayı muhtemelen yine eleştiri alacağım, işe yarayan tek şeyin, altını çiziyorum 'tek' şeyin, bu güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz. Ya müşfik monarşiler ya da bir nevi monarşik cumhuriyetler...”

“Olan”ı konuşsaydı bile yeterince ayıplı olurdu bu sözler ama aynı zamanda “olmasını istediğini” konuşuyor Barrack efendi. “Güçlü liderlik” lafı bir tür aldatmaca, açık biçimde monarşi, dikta istiyor ve onun dışında bir şeyi istemediğini sevinçle söylüyor; şunları söylerken ne kadar mutlu ama: 

“Bunun dışındaki her şey, yani o 'Arap Baharı' süreci, sadece sönümlendi ve yok olup gitti. Demokrasi ya da insan hakları adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise hüsrana uğradı.”

Arap Baharı’nda oluşan demokratik moment elbet söndürülecekti, yoksa nasıl “müşfik monarşiler” ayakta kalacaktı? Yanlış da anlaşılmasın, monarşilerin “müşfik”liği, kendilerine yardımcı olmalarıyla ilgili yoksa biz halklarına “şefkat” gösteren birini görmedik.

Sözün özü de açık:  

“Günün sonunda refah; İsrail'in, çıkarlarını Körfez’le ve bu köklü medeniyetlerle ki Suriye dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir, ortak bir paydada buluşturmasından geçiyor."

Refah derken? Avrupalıların “keşfettikleri” Amerika kıtasında yerleşe yerleşe/öldüre öldüre yani soy kıra kıra, soykırım yapa yapa ilerledikten sonra elde ettikleri zenginliğin adı, yoksa “yerli halkın” refahından söz etmiyor. Bir de akıl veriyor, “Suriye dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir!” Ee? Müşfik diktatörlere, bölgesel ve küresel teröristlere refah sağlamak mıdır “eski medeniyetlerin” payına düşen? 

Evet, diyor Barrack, müşfik diktatörlerle beraber dünyayı yeniden işgale yöneliyoruz, başlamak için en iyi yerlerden biri de medeniyetin en eski evi olan “bu bölge” olacak. Siz de ya bizden yana olacaksınız ya da “güç” konuşacak. İşbirliğine davet ediyor yani, Filistin’de süren soykırımda işbirliği, İran’a karşı saldırılarda işbirliği, diktatör istemeyenlere karşı saldırılarda işbirliği, dünyanın geleceği için arzulanan diktatoryal hükümranlık ağının oluşturulması ve sorunsuz çalıştırılması için işbirliği. Demokrasi isteyen olursa başına gelecekleri hesaplasın. 

Terörizmin ve sömürgeciliğin bu kadar açık sözlü biçimde dile getirilmesine alışacağız anlaşılan. İkinci dünya savaşından önce Mussolini ve Hitler efendiler de böyle açık sözlüydü, onların tek “suç”u Avrupa’nın içinde icrayı sanat eylemeleriydi, yoksa Barrack’ın elçiliğini yaptığı güçlerden daha kötü adamlar değillerdi.

 

NOT

 

Barrack efendinin sözlerini Serbestiyet’ten aldım. 

https://serbestiyet.com/haberler/barrack-antidemokratik-oldugu-gerekcesiyle-bu-sozlerimden-dolayi-yine-elestiri-alacagim-dedi-ve-237902/

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Narin Güran vakası 1:Kuzuların sessizliği, kurtların gürültüsü

Narin Güran vakası 3: Enformasyon bombasının atıldığı gün