Serdar Koçak'lı Bir Rüyanın Kaydıdır
Büyük ağız açılır kapanırdı
Bir şahmerdan inerdi kentin karnına
Bir sabah inerdi, bir öğlen, bir akşam
Beşinci duvardan kaçıp sığınırdık
Demi kalbimize dökülen mini meyhanelere
Bir bilinmez höyükte kazırdık
Aklımıza kazılmış dövmeleri
Serdar Koçak o zaman İstanbul’da akar ırmaktı
Babalar kafa kırardı. Hâlâ kırar
Yine de çiçeklenirdi her şey, havada
Saçların arasında yayılan kan gibi
Kana kana inerdi sopalar üstümüze
Kıvrılır kalırdı köşelerde bebeler. Kalırdık
Emirgan’da asma yapraklarına ağlarken gördüydüm
Bir ırmak dahaydı denize ulaşan Seyhan’ın ardından
Sonra asma kütüğüne sarılıp şiir dediydi
Gelincikler yayılırdı unutulmuş arsalarda
Bazen ölüm çiçeklenirdi tapınak avlularında
Çiçeğe bakardık ölüme bakamayınca
Neden sonra biz girdik sıraya
Nereden bilecektik biz de çiçekleneceğiz bir gün
Çiçekçileri görmeden geçer
Tabutumuzdan kalkıp çelenkleri yerdik
Nereden bilecektik, çöl mendilimiz kadar
Üstümüze atılacak mendilimiz
El emeği göz nuru oya işlemeli
Büyük ağız üfürüyor öfkeli fönü, hâlâ
Kırk yıl mı geçmiş kırk satır gibi bir göz kırpımı
Domuzlar atlıyor arada boğazın akıntılarına
Kaçıyor domuzlar saksıya konulmuş ormanlardan
Serdar Koçak artık istifasından istifa etmiyor
Kâr etmiyor göbeğindeki yazı alnındaki yazıya
Sus artık diyor bana, sus
Zambak veriyor yemem için
Gizli mürekkeple gülmüş içine. Hâlâ güler
Beste dedikleri bağlanmış ses
Büyük ağız bize kürek veriyor kazalım diye
Kazalım da kazalım kuyumuzu kendimize
Kafada ne çok yara izi var, hepsi baba elinden
Baba evinden çıkarken unuttuk onları
Baba evine dönerken sızlamalarını unutmakta sıra
Siz şarkı diyorsunuz onlara
Beraber söylenmiyor, tek başına söylenmiyor
Serdar Koçak artık kesti radyo yayınını
Babalar kafa kırar hâlâ
Biz göbeğimizi kendimiz keseriz
Büyük ağız birbirimizi gömmemizi istiyor
Bizse öpüp başımıza koyuyoruz başımıza
Başımıza geldiydin ne güzel hoş geldiydin

Yorumlar
Yorum Gönder