Ona masa demezler
I Büyük. Masa büyük. Masa çok büyük. Etrafında 29 kişi var. Çok mu? Pek değil. Birçok “resmi” yemek sofrası çok daha fazla kişiyle kuruluyor. Birçok davet daha çok kişiyle oluyor. Sorun çoklukta değil. Büyüklükte. Oturulan yerin büyüklüğünde. Büyük bir masa. Masa mı? Masa mı bu sahiden? Bir daire. Çemberinde bir heyet. Herkes birbirini görsün, herkes birbirini dinlesin, herkes birbirine baksın için. Bu büyük mesafe, herkesin birbirine bakmasını sağlasa da birbirini “görme”sini sağlar mı, kuşkulu. Fakat davet sahibi, herkesin birbirine bakmasını istiyor. Ki böyle kurmuş sofrayı. Sofra mı? Yemek yendiğine göre sofra, oturulduğuna göre masa, ama sahiden öyle mi? Herkes birbirini gördüğüne göre, sofradan/masadan azami iletişim murad edilmiş. Sofrayı kuran, masa sahibi, herkesin birbirine bakmasını istemiş, birbirini görmese de; en azından kendisi herkese bakmak istemiş, bu kesin ve kendisinin aynı anda görülmesini istemiş. Bu da kesin. Masanın büyüklüğü...