Kayıtlar

Sivas davası etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Newroz ateşi ve Nemrut ateşi

“Beni ilgilendiren ne yasa ya da yasalar (biri boş bir mefhum, diğerleri ise pek hoş mefhumlardır), hatta ne hukuk ya da haklardır, beni ilgilendiren içtihatlardır. Hukukun gerçek yaratıcısı içtihatlardır: Yargıçlara emanet edilmemeleri gerekirdi.” Ve “İhtiyacımız olan ahlaki ve sözde-uzman bir bilgeler komitesi değil, hak sahibi gruplardır. İşte bu noktada hukuktan siyasete geçilir.” (Gilles Deleuze, Müzakereler, Norgunk Yayıncılık, İstanbul 2006) “Kapanmayan davalar”, hukuktan siyasete geçilen yerin davalarıdır. Çünkü o davaların kapatılmamasını öngören siyaset, hukuku siyasi işlere koşmuş bir siyasettir. Sivas davasında zamanaşımı, paradoksal biçimde, davanın açık kalmasına yol açar. Oysa Sivas ateşi, sönmesi gereken bir ateş. Söndürülmesi gereken bir ateş. Giden gelmez ama o ateş yandıkça gidenin hayali bizi terk etmez, acı ve korku olarak içimizde yanar, içimizi yakar, her an. Acı, kaybın acısı, adaletsizce gidenin ve gelmeyen adaletin acısı. Korku, gidecek olanın korkusu. O...

Sivas'ta zamanaşımı ve kapanmayan davalar

Sivas davasında zamanaşımının kabul edilmesi, davanın sonsuza kadar açık kalmasına yol açar. Kapanmayan davalar, toplumları huzursuz eden fay hatları oluşturur. Karar sadece sanıkların baştan beri gördükleri korumanın devam edip etmediğini değil, devlet ve onun yargı erkinin “millet” denilen şeyden, “insanlık” denilen şeyden ne anladığını da gösterecek. “Bilinmeyen yasalarla yönetilmek ne azaptır!” Kafka İlk öğrendiğim Türkçe ibarelerdendi: “Kanlı Sivas!” Dedemin ağzından düşmeyen bir ağıttan: “Dedemi astılar kanlı Sivas’ta!” Çocukluğumda Sivas, bilmediğim, tanımadığım bir “dedemin” asılmasıydı. Pir Sultan Abdal’ın. Ağıt da onun içindi. Öte dünyaya ertelenmiş davalardan biri Pir Sultan davası, bir şiirindeki gibi: “Kalsın benim davam divana kalsın.” Kerbela’da, “Can için yalvarmam sana” diyen Hüseyin’in davası gibi. Kapanmayan davalar tehlikelidir. Öyküler, şarkılar, şiirlerle toplumların hafızasına kazınır, orada yaşar, orada yeniden yeniden görülürler. Canı alınmış ama...