Uğurlar ola bacım, Ayşegül İşcan
Cem dedi ki “Ali artık bacın yok. Gitti.” Bacısı olduğum bacım. Çok bacısı vardı, aynı ana babadan bacıları Feride, Ebru ve Gülçin kendi seçtiği bacıları Canan ve Gülşen… ve niceleri, bir de ben, atadığı bacı. Ayşegül İşcan Ertuna. Gazeteciydi, ama ne önemi var ki bunun? Tek önemi, gazeteciliğin bittiğini herkesten değilse bile benden yirmi yıl önce görmesiydi. Gazetecilik ölürken Deniz doğmuştu, kapkara bakışlı bacımın masmavi bakan kızı, teyzesiyim haliyle onun. “Kızıma bakacağım” dedi, bir daha dönmedi mesleğe. Bir de üstümdeki hakkı önemli benim için mesleki olarak, 30 küsur yıl önce Akşam’da çalışmaya başlarken, sık sık ziyaret eder oldu. Bacısının yapacağı hataları bilen bacı olarak, meslek sırlarını aktarıyordu, çaktırmadan. Editoryal gözü de, redaksiyon kabiliyeti de, dilbilgisi de yerli yerindeydi, affetmez eleştirmenliği dostluk/bacılık hukukundandı. Yok öyle ders filan gibi değil, güzel bir yemeği yedirir gibi öğretirdi. Çok güzel yemek yapardı, ama bu başka mesele, bun...