Kayıtlar

soykırım etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Soykırımı inkârın iki kaynağı

Soykırımın bir kaynağı, darbeci, ulus devletçi Batı rüyasındaki akılsa, bir kaynağı da toplumu millet-i hakime esasıyla yönetmeye ayarlanmış, devleti kutsal sayan gayri Müslimlere “tolerans” gösterse bile hak vermekten kaçınan kadim Osmanlı yönetsel aklıdır. Abdülhamit soykırımcı mıydı? Tartışmaya devam edeceğim, Türk solunun önemli isimlerinden Frederic Jameson’ın, “Daima tarihselleştirin” şiarını gözeterek. Ermeni soykırımı 24 Nisan’da başlayıp 25 Nisan’da bitmedi. Abdülhamit dönemi kırımlarından düşünmeye başlayıp, Hrant Dink’e ve Sevag Balıkçı’ya kadar gelmek zorundayız, anlayabilmek için. Bir cinayet biçimi, bir diğerini aklamaz. Soykırım, öncesindeki katliamları temize çekmez. Abdülhamit’i 1915 sürecinin kanlı katilleriyle (hukuki perspektifle) asla aynı kefeye koymayalım ama 1915 soykırımcılarının suçlarının Abdülhamit’i aklayabileceğini de zannetmeyelim.

Abdülhamit soykırımcı mıydı?

Soykırımın, yani 1915’in suçunu Abdülhamit’e yıktığım öne sürüldü. “Türk solu”ndan biri olarak, “İslam’la sorunum olduğu” da. Bu iddia, sol başta olmak üzere her tür muhalif düşünceyi “ideolojik”, kalanları “doğal, teorik” sayan yürürlükteki söylemin bir görünümü. “İnsanlar mitleri yaratmaz, mitler insanları yaratır.” Böyle der Fransız antropolog ve düşünür Claude-Levy Strauss. Bir uyarlama yapacağım: “İnsanlar söylemleri-ideolojileri konuşmazlar, söylemler-ideolojiler insanları konuşurlar.” Söylemlerle, mitlerle eleştirel, çözümleyici bir ilişkiye girmemiş kişi ya da gruplar için kesin, en azından. İdeoloji dediğimiz şey de bu zihinsel direncin olmadığı insanlar üzerinden akar, böyle yayılır, böyle yerleşir. Kavramlara ve analizlere göre değil, isimlere ve sembollere göre çalışır. Karmaşıklıkları çözmeye yönelmez, isimleri ve sembolleri karşıtlıklar ekseninde yeniden ve yeniden yerleştirerek üstüne o dönemde göze uygun boyayı çeker.

Soykırımı inkârın beş teranesi

‘Atalarımız soykırım yapmaz’ demek,  pek övünülen ileri demokrasi çağında  Ermenilerin hâlâ ‘biz’den  kabul edilmediğinin çok açık bir itirafı. 1915 hakkında konuşmak zor, ama susmak da imkânsız. 1915 hakkında konuşmayı kolaylaştırabilecek iki yol var: İnkâr ve yas. İnkâr yolu, devletin ve devlet tedrisatından başarıyla geçmişlerin önerdiği, seçtiği yol. Yas, böyle bir suça ortak olmak istemeyenlerin, böyle bir suçun tekrarını kabul etmeyenlerin.