Sivas'ta zamanaşımı ve kapanmayan davalar
Sivas davasında zamanaşımının kabul edilmesi, davanın sonsuza kadar açık kalmasına yol açar. Kapanmayan davalar, toplumları huzursuz eden fay hatları oluşturur. Karar sadece sanıkların baştan beri gördükleri korumanın devam edip etmediğini değil, devlet ve onun yargı erkinin “millet” denilen şeyden, “insanlık” denilen şeyden ne anladığını da gösterecek. “Bilinmeyen yasalarla yönetilmek ne azaptır!” Kafka İlk öğrendiğim Türkçe ibarelerdendi: “Kanlı Sivas!” Dedemin ağzından düşmeyen bir ağıttan: “Dedemi astılar kanlı Sivas’ta!” Çocukluğumda Sivas, bilmediğim, tanımadığım bir “dedemin” asılmasıydı. Pir Sultan Abdal’ın. Ağıt da onun içindi. Öte dünyaya ertelenmiş davalardan biri Pir Sultan davası, bir şiirindeki gibi: “Kalsın benim davam divana kalsın.” Kerbela’da, “Can için yalvarmam sana” diyen Hüseyin’in davası gibi. Kapanmayan davalar tehlikelidir. Öyküler, şarkılar, şiirlerle toplumların hafızasına kazınır, orada yaşar, orada yeniden yeniden görülürler. Canı alınmış ama...