Kayıtlar

Gilles Deleuze etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Newroz ateşi ve Nemrut ateşi

“Beni ilgilendiren ne yasa ya da yasalar (biri boş bir mefhum, diğerleri ise pek hoş mefhumlardır), hatta ne hukuk ya da haklardır, beni ilgilendiren içtihatlardır. Hukukun gerçek yaratıcısı içtihatlardır: Yargıçlara emanet edilmemeleri gerekirdi.” Ve “İhtiyacımız olan ahlaki ve sözde-uzman bir bilgeler komitesi değil, hak sahibi gruplardır. İşte bu noktada hukuktan siyasete geçilir.” (Gilles Deleuze, Müzakereler, Norgunk Yayıncılık, İstanbul 2006) “Kapanmayan davalar”, hukuktan siyasete geçilen yerin davalarıdır. Çünkü o davaların kapatılmamasını öngören siyaset, hukuku siyasi işlere koşmuş bir siyasettir. Sivas davasında zamanaşımı, paradoksal biçimde, davanın açık kalmasına yol açar. Oysa Sivas ateşi, sönmesi gereken bir ateş. Söndürülmesi gereken bir ateş. Giden gelmez ama o ateş yandıkça gidenin hayali bizi terk etmez, acı ve korku olarak içimizde yanar, içimizi yakar, her an. Acı, kaybın acısı, adaletsizce gidenin ve gelmeyen adaletin acısı. Korku, gidecek olanın korkusu. O...

Bombanın dili, dilin bombaları

“Shame.” Yaser Arafat, Şabra ve Şatilla katliamları sırasında Filistin halkının ve onun politik hareketinin yalnızlığını ve kuşatılmışlığını İngilizce tek bir sözcükle dile getirmeye çalışmıştı. “Utanç.” Uludere ve sonrasında olan biten için de uygun tek sözcük bu. Utanç. ** Şiddet siyasal bir enstrüman. Devlet denilen aygıt, şiddetin çıplak halinin kurumlara yedirilerek ve tekel haline getirilerek toplumda sönümlenmesini sağlamaya çalışır. Norbert Elias bunu “Uygarlık Süreci” adlı nefis kitabında ince ince anlatır. Şiddetin yalın halini dışlamış, toplumsal kullanımını yasaklamış ve kralın bütün adamlarının eliyle yumuşatmış toplumlar ve onların devletleri “uygar” olacaklardır bu tarihsel okumaya ve anlatıma göre. Kralın bütün adamları, askerle rahibin çocukları; bugün biz bunu yasama, yürütme ve yargı diye biliyoruz. Bir de dördüncüsü var bunun, basın.