Kayıtlar

Koçgiri'de bir Topal Osman şarkısı

Resim
Gaza Pulumurê bi çekem e (Pülümün yaylası meşelidir) Giran giran çumi cem e (Ağır ağır gittim yanına) Min go de mala te bi şewitî Topal Osmanê xwînî (Dedim evin yansın kanlı Topal Osman) Li gencê d’me xist ji xelkê me ra vekir mahkeme (Gençlerimizi vurdu, halkımıza güttü dava) Dilo yêman keko yêman (Yüreğim aman kardeşim aman) Çiyan girt berf û duman (Dağları aldı kar duman) Me ra bişîn Şah ê Merdan (Bize yolla Şah-ı Merdan) Dilo yêman keko yêman (Yüreğim aman kardeşim aman) Yerî yerî aşîr yerî (Yürü yürü aşiret yürü) Meftay di me me ra kirin e koza dêrî (Ölülerimizi bize ettiler kapı kilidi) Bûkê di teze kuştin (Taze gelinleri öldürdüler) Girtin e zêrê d’sêrî (Aldılar alınlarındaki altınları) Dilo yêman keko yêman Çiyan girt berf û duman Me ra bişîn Şah ê Merdan Dilo yêman keko yêman Kopruyen binê Pulumurê dûdû sisê ne (Pülümürün köprüleri ikidir üçtür) Zava bûkê di teze kuştine (Taze gelin damadı öldürmüşler)...

Dayê

Min wer dizanî kû gerdûn bêdeng e! Lê îro min zanî kû bêdengîya gerdûn lavînek bêdawî ye. Lavîna gerdûn avitina dilê diya min bû ye, min îro zanî. Îro ez dizanim kû avitina dilê dayîka min labîna gerdûn e. Gerdûn her tim dilabê! Min îro bîhîst dengê bêdengîya diya xwe, dengê bêdengîya gerdûn: "Nîngê wê mînarê çar in Dor lê girtine gurên har in" Bêdengîya gerdûn lavînek bêdawî ye. Me ne tirsên dilê te zanî edê, ne jî şabunên dilê te. Edê. Yadê. Ez îro dizanim kû, em nezanê êşên te ne, êşên dilê te. Bin rûyê te yê biken min wer zanî kû va dinê her tim me ra dikenî; wek gava bin rûyên te yê biken ez diketim xewên kûr û dirêj. Edê! Yadê! Ev çitan êş e kû çextê em dipirsin wê vextê wenda dibî tere?

Babamın Sesi

Çöl

Bir çöl açılıyor. Bizim için. Bizim Ufalanan yanlarımızdan. Açılıyor Önümüzde beyaban. Serap Varsa çöldesindir Dediler İnandık Bir çöl açılıyor. Sayfa gibi Beyaz bir çöl: Tüm renkleri geri çeviriyor Vermiyor hiçbir rengi geri: Siyah bir çöl Kays’ın yazdığı çöl değil bu. Bir harf Gibi düştüğü çöl değil. Fuzuli’nin okuduğu çöl değil Sezai Karakoç’un alıp duvarına astığı çöl değil, Mushaf’ın yanına İki kapak arasında bir kainat açılır, kapanır orada İki parantez arasında bir cümle açılır kapanır gibi İki an arasında bir ömür… İbni Haldun ölçtü bedevi adımlarla Bir devenin bakışlarında yayılan çöl Bir çöl açılıyor, şairi dinlemedikleri gün ufalanmaya başlayan yanlarımızdan açılan bir çöl: “Sıkma o kurşunu. Komşuna ateş etme.” “Ne bilir” dediler, “O büyük şairse de” anlamaz silahların dilinden… Şehirleri konuşturmuştu şair, şehirlerle konuşmuştu. Demediler, şehirlerin içinde patlayacak kan fırtınalarını görmüştür belki, kum fırtınasında gözleri d...

İsmail Maşuki'nin İstirahatgâhında Söyledikleri

"Gel eriş bir katreye kim anda ummân gizlidür" Bir yanım denizken daha az yoruluyorum insan olmaktan Yaşadığımdan daha az. Öldüğümden Bir yanım denizken… Söyledim. Sözdeki fazlaları Söyledim. Fazlalarını. Ata ata kattılar beni divana. Attığım sözlerden kurulu tahta kurulmuşlar Atık sözlerden örülü çuhalar üstünde. Üstlerinde ipek libaslar. Altın, gümüş halkalar parmaklarında, boyunlarında. Ortada bir Süleyman. Ne gelmiş ellerinden ölümümüze tuğra çekmekten başka? Bizim ve öz kardeşlerinin…. Oğullarının... Bir de gözlerine mil eteklerine yüz süren emret yeğenlerinin.  Mahkemesi başladı muhakemesiz zilletin Kanıt istediler Ağzımdan çıkanlara “Ağzımdır kanıt” dedim, “Sesim.” Yetmedi. Yetmemiş bedenim, varlığım. Bedenim kanıt olmasa, ayırırlar mıydı başımdan? Aldım başımı geldim, derinlerden. Sahilde bir mest, ağlar kızıl şarabın yudumlarken. Ser mest. Dil mest. Hal mest. “Başın için” dedim, “al başımı. Göm beni toprağa. Geldiğimiz y...

Gazete Duvar

Resim
Yazılar artık Gazete Duvar'da, arşiv de orası olacak. Bugünden geriye sırayla: Her ilde 999 Fethullahçı mı?  Muz cumhuriyeti ve kararname cumhuriyeti Milletim sana söylüyorum... Yenikapı'dan Meclis'in bombalanmasına

Yara ile Bıçak