Kayıtlar

Fikri Takip 3: Sözleşme özgürlüne elveda

Resim
Türkiye'de gidişat, yurttaşın temyiz kudretinin olmaması gerektiğini benimsemiş bir sisteme doğru mudur? Birkaç örneğe bakarak böyle olduğunu kamilen kanıtlamış olamasak bile, aynı örneklere bakarak bu yönde hayli kuvvetli bir iktidar arzusu bulunduğunu öne sürebiliriz. Buna hakaret davalarının kullanılma biçimini, İMC TV örneğinde olduğu gibi, devletin sözleşmelere müdahalesini, Başbakanlığın kamu çalışanlarına yönelik genelgesini de eklersek, sahne tamamlanır. İktidarlar, düşünce özgürlüğünü kısıtlayarak hukuki suçlarını gözden kaçırıp meşruiyetlerinin sorgulanmasını yaygınlaştırmaya engel olmak olabilir, bunun şimdiye kadar bilinen en yaygın yolu, düşünce açıklamalarını kriminalize ederek, pozitif hukukta yeri olsun olmasın, ceza vermeye yönelmektir.  Savcının akademisyenlere sorduğu sorularla yaptığı şey, bunun bir örneğidir. Fakat yargıcın vicdani ret kararıyla yaptığı şey, yani neyin düşünce demeye, dolayısıyla hukuki korumaya layık olduğuna, neyin "düşünce" de...

Fikri Takip 2: Temyiz kudretinize sahip çıkın!

Resim
"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes temyiz kudretini kaybetmiştir." Bir Anayasa maddesi bu. Ben yazdım. Yok yok,  Aziz Nesin 'lik yapmaya çalışmıyorum, Anayasa'nın 66'ıncı maddesine öykündüm. Yakında Anayasa'ya aynen yazılırsa şaşmamak lazım. Yazısız Anayasa'da yazılı zaten, aşağıda kanıtı var. Yannis Vasilis Yaylalı, "halkı askerlikten soğuttuğu" gerekçesiyle ceza aldı. Cezanın gerekçesinde hukuk tarihine geçecek vahamette ifadeler yer aldı. Maddede, orijinal maddede, "Devlet" büyük yazılmış ama ek, kesme işaretiyle ayrılmamış. Anayasa'nın imlası bozuktur; cunta generallerinin hukukçuları, hak kısıtlama acelesiyle imlayı tümden unutmuş sanki. Bir devlet, yurttaşlarına eğitimini verdiği, zorla bellettiği kurallara kendi niye uymaz? Uymadığı kurallar hukuk kurallarıysa "hukuk devleti" olma vasfını kaybeder ya da kazanamaz. Uymadığı kurallar imla kuralıysa? İzah etmekte zorlansak da, şu gözlemi y...

Fikri takip-1: PKK sizce terör örgütü müdür?

Resim
Soru şu: "PKK sizce terör örgütü müdür?" "Barış için akademisyenler inisiyatifi, Aydınlar Dilekçesi'nden sonraki en büyük "dilekçe dava"larına yol açacak gibi duruyor.  Yok yok anket yapmıyorum. Soru benim değil. Polis soruyor. İstanbul polisi, akademisyenlere soruyor. Hani şu "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzalayanlara. ( Cumhuriyet gazetesinin internet sitesindesorular var, buradan buyrun ) İlk soru bu. 14 soru var. Yok, fikir araştırması yapmıyor, görüşlerden yararlanma filan da değil amacı. Suç soruşturuyor. Suçlu zannettiğine, "şüpheli" gördüğü akademisyene soruyor. Suçlu sanıyor, şüpheli görüyor, çünkü iktidar, hükümet ve cumhurbaşkanlığı öyle diyor. "Türkiye'de fikir özgürlüğü tamdır. Basın özgürlüğü fazladır bile" yollu söylemlerin ne demeye geldiğini iyi gösteren sorular. "Tam" ve "fazla"nın anlamını iyi ortaya koyan sorular. Tam da fazla bir soru. Fazla olan bir soru. Sorudan ç...

Türksat'ın ifşaatı

Resim
Türksat AŞ, şu açıklamayı yaptı, tam metin en altta bütün haliyle olacak, böle böle ilerleyeceğim. Ne diyor? "Ben, yetkili idari organ tarafından verilmiş yayın lisansı olan medya hizmeti sağlayıcı kuruluşlara kapasite tahsis ederim." Yani? Yayın lisansı olan medya kuruluşuna kapasite tahsis hizmeti veriyor. Yani, bu lisansı olmayana veremiyor. Niye versin, ama peki lisansı olana vermemesi mümkün mü? Bu bir tekel. Alanındaki tek şirket. Dolayısıyla, "yetkili idari organlar", yani devlet lisansı verdikten sonra yayını yapabilmek için bu şirketin hizmetine mecburiyet var. Mecburi hizmet bu, "Hayır" diyebilmesi için, çok çok özel ve yasalarla desteklenmiş gerekçelere ihtiyacı var. Kafasına göre hayır diyemez. Derse, "sansür" olur.  * İkinci ve üçüncü cümlesi, ilk cümledeki durumu iyi izah ediyor aslında, şöyle: "Şirketimizin, 6112 sayılı Kanun çerçevesinde, içerik denetimi yapma görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu kapsamda,...

Tek ses, tek görüntü

Resim
Tek ses isteniyor. Bir tek ses duyulsun, bir tek o ses yayılsın, başka ses olmasın. Başka söz duyulmasın. Söz bile değil, hayır ses: Tek ses, tek görüntü. Çatık kaşlı, parmak sallayan biri ekranda, tüm ekranlarda, söylesin dursun, aklından, içinden, ideolojisinden, inancından, çıkarından ne geliyorsa, ne geçiyorsa. Talimat olup yağsın. Öğüt olup. Tehdit olup. Amerika'nın keşfi onun dediği gibi olmuş olsun, dinler, mezhepler onun dediği gibi sıralansın, onun dediği gibi konuşulsun, onun dediği gibi yazılsın, onun dediği gibi dinlenilsin. Yenilsin içilsin. Omnipotent bir ses o. Kadiri mutlak. Ortak istemiyor. "Devlet şirk kabul etmez" diyerek bu tekliğin siyasal ilahiyatını tesis ve ilan etmediler mi? * Tek sesin hakimiyeti için her yol mubah. Sabah, öğle, akşam, gece hep o ses duyulsun diye her yol mubah. Hukuk? Bazen, eşeğini sonradan buldurmanın sevincini yaşatır, en fazla: Açık hukuka aykırılıkla hapse atılan gazeteciler için Anayasa Mahkemesi nice zaman...

AK Parti'nin gençliğe hitabesi: Boynukalın

Resim
Abdurrahim Boynukalın, AK Parti'nin örnek genci. Gençliğin lideri. Lider olmakla gençliği terk etmiş biri. Bir proje çocuk. Hızla değişebilen bir proje.

İddiasız iddianameler

Resim
İnsan bir iddianame ile karşı karşıya kaldığında, bütün ciddiyetini takınır. Takınmak zorundadır, zira biri ya da birileri hakkında bir takım iddialar söz konusudur. İddialar sabit ise o kişi ya da kişiler ceza alacaktır: Hapis. Bazen çok ağır olabilir bu cezalar, "ağırlaştırılmış müebbet" gibi.  Ağırlaştırılmış müebbet, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin tespit ve ilan ettiği gibi, "umut ilkesi" ni yok eden, insan hak ve özgürlükleri bakımından kabulü mümkün olmayan bir cezadır. Türkiye, sözüm ona idamı kaldırmış, ama kaldırmaya gönlü elvermediği için de bu ağır cezayı icat etmiştir. "Zindanda çürütme" ilkesi, bir monarşik ceza ilkesi olarak, modern ceza hukuku anlayışına kökten karşıdır.  Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül hakkında da ağırlaştırılmış müebbet, sonra da müebbet ve ekstradan 30 yıl isteniyor. Bir ağırlaştırılmış müebbet, hayat karartmak için yeterli. Hal böyleyken, insan hiç değ...