KIRIKLAR

Kırıklar

1

Yollar sarı. Yapraklar ve ufuk
Ömrün altın yağmuru. Dallardan
Zihne sıçrayan huzursuzluk
Bileceksiniz, yaz bitti.
Yaz!
Bitti... Erimiş altından akıntı

Bitiyor güz de... 
Eldeki
Ceviz boyası
Kulaktaki hışırtı...

Gülümseme donarsa
Yaşam da donar

Sonrasında ne var?

Umut sussun
Sınıfın kalanı versin yanıtı





























2

Serviler yeşil. Kopkoyu
Salasını okur
Düşmüş yaprakların
Yumuşak iğnelere:
Ölümdür
Solmayan

Geçen kıştı
Soğukla boğuştuk
Baharda yaşamla

Yalnız da geçer
Güz dediğinse...

























3

Güz geldi
Gördüm
Rüzgardaki çalımını
Mevsimlerin güzü, ömrün

Bırakın kurumlansın
O karınca
Ben ağustosu süzdüm
Fısıldarım
Dostların kulağına





























4

Karı bekliyorum:
Ellerim göğüslerimin üzerinde

Renkleri öteleyen taneler
Beyaz serap
Zemheri abanozunda

Yaprak hışırtısı kulağımda
Demlik uğultusu

Sırt sırtayız
Sen ve hayalin
Ağacımız yapraksız
Odamız kapısız

Bir sınavdır güz
Kazanana bir kış
Kaybedene bir kış

















5

Kar üstünde bir kalabalık. Bekliyor
Beklenmeyeni ve herkesin beklediğini

Kar. Yamaçta kar var. Tepede
Çalıda, servide, havada... Kar

Kapandı gidenlerin izi
Beyaz
Bir yüzü örtünün
Siyah bir yüzü...

Dünya
Bir madalyon
Dönen havada
Kimde sıra?

Çocuklar pencerede. Serçeler
Kadınlar kapıda. Saçakta
Buz. Bekliyoruz...

Biri gelmeli... Biri gelmeli
Kardan geçip gidenlerin biri

Hazırlanıyor bekleyenler
Hiç hazır olunamayana:
Biri mendilini hazırlıyor
Biri gözyaşını
Biri anılarını hazırlıyor
Biri kendini
Biri mendilini yitirecek, biri gözyaşını, biri anılarını, biri kendini...

Kar...
Karın bugün çok yakıcı bir şarkısı var





















6

Kalabalık. Havada asılı
Sonsuza kadar kalacak gibi
Başından beri orada gibi
Herkes çevreliyor birbirini
Boşlukta çizilen dairelerle
Yüz ayaklı pergel. Bin

Ne fark eder?
Kim fark eder?























7

Boş bir sigara paketi. Hafif
Bir şarkıya yaslanacak kadar
Bir şarkıyla geceyi dolaşacak

Yer değiştirsem
Kutunun boşluğuyla:
Özlenesi hafiflik...


























8

"Sevenlerim için şarkı söylüyorum"
Bilebildiğim tek şey bu şimdi
Sonra sen söyleyeceksin, Sarah
Ah! Sıyrılmak kolaydı
Kalabalıktan
Yollardaki üzgüden
Anlamlı cümlelerden
Bu şarkı sussun ama
Bu beklenmeyen...

Bir şarkı yetmez bu kadarına
Bir şarkı, yeter fazlasına da

Bulur muyuz birbirimizi, kaçtıkça
Aradıkça, kovalar mıyız?



















9

İniyoruz basamaklardan

Söylenmeli
Söylenmesi gereken

Konuşmalı
Çekmeli
                   sözün ağıyla 
                   birbirimizi
Sözün ipliğiyle 

Sözcükleri yudumlar izliyor
Tümceleri bardaklar

Çalınmayan şarkı belirliyor
Çalınanın ateşini
Yudum yudum
Yaklaşıyoruz birbirimize 

Soğuktu
Soğuk olacak yine, gece. Kış






















10

Yönsüz bir öpücük! Işık
Ses ve yüzler arasında.
Hedefsiz
Değil belki ama... Kalp
Yığınlar altında, atımsız

Son bir şarkı, aşk çağından
Aşkın temiz giysilerle serpildiği:

Yazlara inanırdı, müzisyenlere
Giysilere, pudraya ve ruja
Kızlar ve oğlanlar
Aynalar aşkın yalımını çalardı
Her mevsim güneşten



































11

Cesur olmalıyız şimdi. Cesur
ve -ne tuhaf- Abartılı!

Şimdi, bekleyeceğiz efendim
Beklemesek de yürüyecek olanı...






























12

Bir kuş
Uçuyor bana

Dalımda pençesi
Gagasında yemişim

Çalıyım size göre
Kuşa göre?

İki kuş
Uçuyor benden
Yeni dünyalara


























13


Düşlerimde kuşlar. İsimsiz
                                   Otlar
İsimsiz kuşlar 
İsimsiz otlarda
Göz gözeyim
Sadece gözüyle konuşabilen çocukla
Ezberimde isimler, kuşsuz, otsuz
Ne uçar ne konar isimler
Ne yeşerir ne solar

Bir yanım dilsizleşen dünya
Bir buluttaki biçimler yiter gibi

Bir yanım dünyasızlaşan dil
Bir taştaki biçim açılır gibi
















14

Yüzümü yerde buldum
Yerde unuttum
Yeryüzünde bir misina yol tuttum
Biri oldum, biri daha oldum, biri daha...
Yolun başını, sonunu unuttum
Gittim bir buluta tutundum

Yeryüzü benim yüzüm, senin
Gökyüzü kimsenin































15

Kaf
Kimin dağı

Kim isterse onun
Kimi isterse onun

Kim giderse
Kim dönmezse

Dönen anlatır Kaf’ı
Dönmeyenin anlattığıdır Kaf’sa































16


Yaşarız
Kanında birbirimizin

Karnında
Dünya kayasının

Yıkarız, yaparız
Günlerden yeni bir gün

Kim bildi
Hangisi ilk, hangisi son

İşte güz, işte yaz
İşte iki bahar

Arasında
Üstüste yapraklar

Kah siyah
Kah beyaz



























17

Yazın yaralarını
Sarmalar güz

Baharın yaraları
Açılır kıştan































18

İlk arının gözü
Yarattı ilk çiçeği
İlk arıyı ilk çiçeğin tozu































19

Güneşe şaştığın gün
Şaşarsın 
Yaşama da
                   Kendine
                   ardındakine
                   önündekine...

Bir taşmadır can
Taştan, topraktan, sudan
Hiç uyunmamış büyük uykudan






























20

Neyimiz var
Bizim diyeceğimiz?

Tek bu dünya
Bu günler
İçinden geçtiğimiz
İçimizden geçen

Mevsimler
Düşünceler eken
Düşünceler biçen
Çekip gitmeden

Neyimiz var başka
Bakacağımız yüzlerden?

























21

Oradadır insan

                           arada

Yerle gök
                Denizle kara
                                     Yazla kış
                                                    Cellatla kurban

Buradadır şiir
İnsanla insan arasında



























22

Behçet bey düşlere yatıyor
                     düşlerle yatıyor
                                 düşlerde
Düş görenin 
                    kim olduğunu
Artık anlamasa da

Behçet beyin belleği
Sürekli yazı yaşıyor
Çoktan bitmiş bir yazı
     yazılmamış bir yazı        
Behçet bey şimdi
       sonbaharında ama

Behçet beyin ömrü
Baharına doğru koşuyor
Behçet bey kışa gidiyor ya

Behçet beyin eli
Saat ayarlıyor durmadan
Zaman hakkında bir fikri kalmasa da























23

Bu en kısa uykuyu
Uyuma istersen
Daha kısası
Gelecek ardından
Ardından daha ve daha...

Yaşam
Bir düş
En baştan
Anlatılacak sana

Bir resim belirecek
Senin için: 
                  Senin
Bozuluşa benzeyecek
Yeniden biçimlenişin

Girme tartıya
Ne söz
Ne başka





















24

Yaşam
Yüzdeki leke
Güneşten, kardan, rüzgardan

Görme sen
Herkesin göreceğini

Yaşam
Kandaki pıhtı
Sudan, buğdaydan, üzümden

Söyleme sen
En başta söyleneni

Yaşam
Tendeki yangı
Dikenden, tırnaktan, kılıçtan

Dokunma sen
Hiç dokunmayacağına

























25

Karacümlesi yaşamın
Dizüstü çözülür

Mevsimsiz işlem:
Toplandım, sıfırda
Çıkarıldım, çıktığım kara parçalarından
Çarpıldım, çarpanlarına zamanın
Bölündüm:
Bir ben benden içeri
Bin ben senden içeri


























26

Akar hep insan
İnsandan taşra



































27

Düş görüyor evren
Hepimizin yerine:

Yüzüyor bulutlar
Tomurcukla dağ arasında:

Yaslandığın ağacın düşü
Oturduğun taşın

Dağılıyor
Düşüncenin sisi

Kaparken bizi
Sisin düşüncesi

























28

Damgadır dünya
Silinmez

Siliniriz böyle, yavaşça
Okurken bizi
Birbirimize
Birbirine yazılı
İki dünya




























29

Düş
Yıldızlardan düşen

Görmediniz mi yükseleni düşten?

Çimenlerin yıldızı, benim dediğim
Çimenlerin gözü, gören...

Şarkısı için esintiyi beklemeli
Sözü için susmayı

Sadece insan umar unutmamayı...






























30

Yolda göreceksin
Dağda deniz arar biri
Başkasıdır
Her zaman
Yolun beklediği
Çoklar kayboldu
Bilir
Kendi gibi































31

El
Döver düşünceyi
Bir el, bir düşünce
                        Döv
             Sen de döv
Yolun buralara düşünce

Çok el 
Gerek bize
Çok düşünce
Ölmek için
Dilediğimizce





























32

Kara bakıyorum
Kızılağaçlara inen
Unuttuğum düşteyim
Sabah




























33

Sana bakma gözü
                              Değil 
Benim gözüm

Seni bakma gözü
Seninle bakma 
Sende bakma 

































34

Tavşan
Korkusunu yazar
Kara

Kurt
Açlığını okur
Karda

Hayfa
Açılır 
Bir kızıl sayfa!

Örter
Kızıl sayfayı
Fırtına

Hazır dünya
Yeni yazışmaya































35

Nice yaz geçti
Nice kış

Nice yaşam
Dağıldı, toplandı

Toplanıp dağıldık biz de
Sözlerle, sözcüklerle

Ömrün mırıltısı
Kardaki harflerde
























36

Sürüyor gün
Ne başı düşün
Ne sonu
Çiçeklenip 
Solarken
Alnının kayalıklarında 
Dünya

Her an yeni bir dünya!




























37

Görmüş sayılmaz
Kimse yaşamı
Görmeden
Sonbaharı

































38



Yük hafifletir gibi
Alıyor toprak
Yeterince sevemediklerimizi

Bunun için alamayız
Yığdığımız kesekten
Diktiğimiz taştan
Gözlerimizi


































39


Kalem
İhanette en sadık



































40


Dil
Bir hece
Tek harf
Seslendirdiği insanın
Ömrünce

























41

Tek günü var
İnsanın
Akşamla sabahı
Sayıp dursa da
Ten





























42









Boşluğa uzanıyorum
Gidenin bıraktığı
Uyanır mıyım diye
Düşünde
































43


Kesindir
İki bahar

Yazla kış
Gelip geçen


































44

Esinti ve dalga
Kıpırtı ve ısı

Yaşam diyelim
Ve susalım

İzlerken
Bizi gereksinmeyen çevrimi


























45


Güneş
Bir sap çiçek






































46


Çocuk
Böğürtlenler arasında

Güneş
İkindi konağında

Başının üstünde
Altından ağları ışığın

Çarpıp dağılıyor
Yaprakta, dikende

Benzersiz an
Benzerse de
Çocuk çocuğa
Çalı çalıya

Çocuk kalp 
Çalı gövde 

Çalı yazını sunar
Çocuğun yeşermesine

Çocuğun baharı
Güze hazırlar çalıyı































47

Nereye gider ırmak
Sis nereye?

Suyun arzusu
Suya karışmak

Nereye gider ağaç
Taş, toprak nereye?

Dünyanın arzusu
Dünyaya karışmak

Gidelim
Gidelim biz de

Gidelim karışmaya 
Karışmaya birbirimize















48

Sözün güzü:

Uzaklaşan yıllar
Başkasıydı
Sanki yere basan
Başlangıçsız bir adım
Tekrarlanıyor sonsuzca
Senin olamayacak kadar benim
Benim olamayacak kadar başkasının


Yazının kışı: Yüzeyin eşiğinde
Yapışmış gibi oraya
İlk hamle dibe
İkincisi yüzeye
Ya tortuya, ya çerçöpe…



































49

İki ölüm var
Baştan beri iki ölüm

İlk canlının biri
Biri son

Yaşattı  ilki
Her canlıyı

İkincisi 
Yaşar her canlıda

Böyle böyle döner dünya
Canla cansız arasında

























50

Yorgunluğuna yaslandı

Dağ yolcusu

Kertenkelede gördü
Kayaların neşesini
Arıda çiçeğin

Ben ölmeye geldiydim”
Dedi uyumadan önce
Gölgenin sevincinde
Hep doğruyor oysa
Deniz gibi dağ da.”

Yol da değişti
O uykuda
Yolcu da


(2005-2007 arasında 100 adet yazıldı. Burada 50 kırık var. Bir kısmı Enver Topaloğlu'nun çıkardığı Cumartesi Şiir dergisinde yayınlandı. Arşiv için: http://www.cumartesisiir.com)