15 Şubat 2014 Cumartesi

Meşkler: Başka işiniz yok mu sizin?





Bu olayda üç “hastalık” var, en az, aşağıdaki olayda:


Olay özetle şu:
Bir yurttaş mahkemeye gitmiş. Der ki: “Ey savcılar, hakimler! Şu şehzade Mustafa’yı boğduran 10. Osmanlı Sultanı Süleyman ve işbirlikçileri var ya, onları cezalandırın. Gerçeği ortaya çıkarın. Otopsi yapın. Şehzadenin itibarını iade edin…(Geniş hali için bakınız Radikal ve Hürriyet gazetelerindeki haberler)

Yargı çalışsın, gerçekleri ortaya çıkarsın, itibarlar iade edilsin.

İki ihtimal var:
Yurttaş memleketi saran “yargı gerçekleri ortaya çıkarsın” hastalığına tutulmuş. Hak deliliği var ya işte onun bir versiyonuna tutulmuş. Nedir? Yargı mensupları hak delilerini iyi tanır, onların yorucu ısrarlarına alışkındır. Meslek kaprisleri. Bu ilk ihtimal.
İkinci ihtimal de yurttaşın eğleniyor oluşu. Kafa buluyor. Hakkıdır. Tabii hak delileriyle boğuşmada sabır gösterme mecburiyetinde olan yargı mensupları, bu ihtimalden hiç hoşlanmaz. Yargıyı beyhude yere meşgul etmenin maliyeti vardır, ağırdır. Ceza keserler adama. Ama eğlenmek isteyen yurttaşlar da bunları bilerek ya da bilmeyerek göze alırlar. 

Delilik ya da kafa bulma, her durumda önemsiz bir iş aslında. Da, başka tuhaflıklar var. Biz bunu niye biliyoruz? E, işte tuhaf bir başvuru, medya da kamuyu bilgilendiriyor. Ala. Fakat, o da ne? Bir adli tıp profesörü, bir avukat ciddi ciddi meseleyi yorumluyor. Burada işte kalan iki hastalık var: Her şeyi yorumlama hastalığı. Her şeyi yorumlatarak büyük işe çevirme hastalığıyla iç içe. 

“Yahu başka işiniz mi yok sizin?” demek artık profesyonellikten sayılmıyor anlaşılan: Her durumu yorumlama arzusu, hak deliliğini aşmış bir maraz  değil mi? “Nesini yorumlayayım canım efendim, işim gücüm var benim” denilecek yerde iki meslek profesyoneli “böyle olur, şöyle olur, şudur budur” diyorsa, işi gücü artık bu olmuş demektir. Bu süper, hızlı, ciddi yorumculuk, en açık saçmalığı bile ciddi ciddi izah hevesi tam bu insanın sıtkını sıyıracak kadar sırıttığı yerde kendi özelliğini ele vermiyor mu: 

Bunlar, ne bilgi verirler, ne bilgi kullanımını örneklerler, ne uzman olmayanın olayda anlamadığı şeyi anlamasını sağlayacak profesyonel yardımı sağlarlar. Bunlar, irili ufaklı, önemli , önemsiz her olayı bir söylem halesiyle çevirip satılacak biçimde kullanışlı hale getirirler. İşleri ehemle mühimin ayrılmasına yardımcı olmak değil, tam aksi, ehemle mühimin ayrılmayacak kadar iç içe geçmesine yardımcı olmak. Burada bir “olay” bir “haber” haline gelmiş olmuyor hayır, burada bir olaysızlık “haber” formuna büründürülerek satılacak hale getiriliyor. Mizah bile değil bu, bu kadar ciddiyette aşırı komik yanlar varsa da, mizahtan değil, altındaki temel bir çürüklüğü ifşa eden medya-bilgi üretim ve yayma tarzlarının bizi yüz yüze bıraktığı çaresizlikten.
Hasılı, şöyle bir söze ihtiyaç var artık: Nerede uzman varsa, orada bilgi yoktur. Ya da şöyle: Bir uzman görünce kaç, iki uzman görünce evden bile çıkma.
“Bırak saçmalamayı, yürü git” demekte fayda kalmamıştır artık belki de kim bilir?
Kim bilir?

0 yorum:

Yorum Gönder