12 Ocak 2014 Pazar

MEŞKLER Ölümün çağrısı, Qardiboz, evvel ahir


Ölüm çağırıyor sanıyorum bazen. Kulaklarımda binlerce arı çalışıyor. Tüm sesleri boğan ses, kafa boşluğuna, uzay boşluğundan atlamış. O boşluğun içindeyiz, uzayın ve içimizde o. O sesler birbirini yankıyor hep, bir kuru kabuğuz demek bir yandan.

Ölüm, çağırmıyor hayır, geliyor. Biri göçünü topladığında, neyin toprağa, neyin içimize gömüldüğünü bilemeyiz. Yavaş yavaş çalışıyor o, her nefesin içinde, ama birden sessiz ve görünmez bir yıldırım, gelip birimize vurup geçiyor.

Yerini ölecek birini arayan Dumrul, zor bir sorunla mı karşı karşıyaydı? Yerine öleceği birini arayacak olsa, daha zor, daha zorlu bir sorunla karşı karşıya olmaz mıydı? Ölümün açıktan çağırdığı başka kimseler var mıydı sahi?

Bizden evvel gidenlerin, bizden evvel gelenlerden olması hafifletmiyor hiçbir şeyi.

"Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken."

Qardiboz, en çok kedi gibi görünürmüş. Gece yoluna çıktığını alır gidermiş. Ay ışığında gölgelerin türlü dona girdiği Koçgiri yaylalarında çocuklar ürksün istenmez Qardiboz'dan. "Qardiboz ku hat, navê min bide wi ez gurbanê." "Kardiboz gelirse, benim adımı ver kurban olduğum."

Koçgiri, öykülerinde yaşayan göçerler coğrafyası. İçimde kendi kendilerini anlatan öyküler. Babaannemin altın sarısı saçlarından öğrendim. Ölümün ve yaşamın öyküleri. Kına kızılıydı gittiği zaman. Ondan öğrenmiştim Qardiboz gelince ne yapacağımı.



Artık kimse hatırlamıyor Qardiboz'u. Kurban olmak ya da kurban etmek. Bizden sonra gelip, bizden önce gidenler, ölümün çağrısına uymadığımız, kurban olamayıp, kurban ettiğimiz duygusuna yol açmıyor mu? Adımızı ver diyebilir miyiz Qardiboz'un yolunu keseceği çocuklara?

Sisli gecelerde gelirmiş daha çok Qardiboz. "Sis", beyaz. Ölüm gibi, tüm renkleri geri çevirir. Siyaha değil, beyaza sararak uğurluyorsak ölülerimizi, kendimiz siyaha bürünüyorsak=karalar bağlıyorsak, ölüm beyaz, yaşam siyah olduğu için olmasın?
Sis, beyaz, tüm renkleri geri çevirir ve arkasını sonsuzluğa kapatmaz mı? Burnumuzun dibinde ama yok.

Kapısından kovduğu Dumrulların ömrünü yaşayanlar var. Gerontokrasi dedikleri bu olmalı. Elleri titremeden oğulun boğazına çökmüşler. Kendi canlarını kurtarmak için kurban verenler. Canlarından can vermeye değil, canları için can almaya ayarlı ruhlar.



 


............

                                                                            MEŞKLER, düşünce temrinleri. Söz temrinleri. 
Genellikle esrik haldeyken yazıldılar, rakı, bira, şarap, söyleşi, 
doğa temaşası ya da rüyaların yarattığı haller içindeki 
söz ve sözcüklerin kaydı... 
Silik, soluk, sıkıcı, kof görünen yanları bundan; 
göze, kulağa, akla hoş gelen yanları varsa yine bundan... 

0 yorum:

Yorum Gönder