16 Aralık 2013 Pazartesi

Meşkler: İhlal, yasa, Anayasa Mahkemesi...



Bugün Diyarbakır’dan gelen haberlerle bir zirveye, hukuksuzluk zirvesine ulaşan durumu şöyle izledik, tivitır nam mecrada:

Anayasa Mahkemesi kararı, "temsil hakkı" ve "tutukluluk süresi"nden bahsederken, utangaç biçimde "seçildikleri gün bırakmalıydınız" diyor.
Anayasa Mahkemesi, "seçildikleri gün bırakmadınız bari bugün bırakın" diyor. Yine utangaçça ama... (4 Aralık)
Anayasa Mahkemesi kararını sündüren yargıç ve savcı sınıfı, aferin! Burda Aslolanın "sürdürülebilir ihlal" olduğunu bir daha kanıtladınız. (12 Aralık)
Anayasa Mahkemesi kararına karşı yol mu aranıyor? 12 gün geçti, her gün bir ihlal. Adalet için titiz olana yargı derler, adaletsizlik değil. (13 Aralık)

Ne dedi mahkeme vekilleri tahliye etmeyerek? "Bize ne Anayasa Mahkemesi'nden. Bizim anayasamız az başka."
Tahliye taleplerine ret, sadece Kürt vekillere yönelik hukuksuzluğu devam ettirmiyor. Anayasa Mahkemesi'ni tek hamleyle çöpe atıyor.
Türkiye'de bütün mahkemeler Anayasa Mahkemesi'dir. Öyle güçlüdür buralarda yargı. Sulh mahkemesi yayın yasaklarsa, ağır ceza ne yapmaz?
Terörle Mücadele Kanunu var ya, o varken olağan hukuk olmaz. Onu uygulasın diye yetişen personel var ya, onlar varken demokrasi olmaz.


Gündeme düşen bomba Hakan Şükür mü oldu yani? Adaleti çöpe atan ÖYM kararları değil yani? Yani kimseye adalet lazım değil bu memlekette?

Mevzuya Çarşamba günü devam edeceğim, Radikal’deki yazıyla…

0 yorum:

Yorum Gönder