9 Aralık 2013 Pazartesi

MEŞKLER Hizmet, tahakküm, linç, keçi, çöl



Kolektiflik, demokratlığı ya da demokrasiyi kendiliğinden getiren bir şey değildir, öyle olsaydı linç en demokrat eylem olurdu.

*
Sportif gösteri ve sportif söylem: Hem savaşı simgeselleştirme (simgeselleşmiş savaş olma) vasıfyla hem de ait olunan (tutulan, desteklenen, taraftar olunan) öbeğin yüceltilmesini güvenceye alma yoluyla çağdaş ayrımcılıkların laboratuvarı ve modelidir.


*
Tartışma toplantılarında da sportif bir düzen var: Kullan-at düşünürleri, minik bir savaş meydanı gibi kurgulanmış tartışma toplantılarında belli sayıda sözel ve devinimsel numarayla gösteri yaparlar. Biraz sportif saha, biraz sirk sahası.

*
Hizmet suretiyle tahakküm…

*
İtaat talepli müzakere: Bir güç görünümü.

*
Demokrasinin zırt dediği yer, diktatörlük. 

*
Toplumun ilgisini çekmek bir şeydir, medyanın ilgisini çekmek bambaşka bir şey; ikinci giderek birincinin yerini alıyorsa da.

*
Günahları yükleyeceğimiz keçi bulsak bile, gideceği çöl kalmadı…

*
İhlal, yasayı harekete geçirmez sadece, gösterir de. Yasa, görünmek için ihlale ihtiyaç duyar; bu yüzden yasalar yeni suçlar yaratırlar çoğu zaman, sanıldığı gibi var olan suçları cezalandırmazlar.

*
Göze mil çekme, bir siyasi ceza değil, bir siyasi tedbirdi. Bugün buna kızılıyor o yüzden göze değil, zihne mil çekiliyor. 

*
Tatilcinin duası (pırıl pırıl bir gökyüzü), çiftçiye beddua: Susuzluktan taş kesmiş toprak.

*
Hepimizin ocağı sönmüştür. Evlerde artık ocak olmaması, artık bir evimiz de olmadığı anlamına gelebilir. Sembolleri küçümsememek her zaman iyidir.

*
Ayrımcılığın etik, hukuki ve politik açıdan kabul edilemez sonuçlarına karşı mücadeledeki güçlük, ayrımların bireysel ve kolektif kimlikleri kuran öğeler/işlemler olmasından gelir.


*
İnsan kesintilidir-egemenlik kesintisiz.


*
Devletlerin boktan olmayan hiçbir sırları yoktur. Yayınlamak suç değildir, hatta yayınlamamak suç olmalıdır. Sırrını seviyorsa sızdırmasın


*
Öldürmenin adını demokrasi koymuşlar. Öldürdüklerini suçlamanın adını bilgilendirme koymuşlar. Katilleri korumanın adını adalet koymuşlar.


*
Aklı devlete gönüllü teslim etmek çok saçma! O zaten alır onu. Bırakıp kaçmak en iyisi. Devlete teslim olmuş akıldansa akıl yokluğu yeğdir.


*
Fitne madencilik terimiymiş. Saf altın ya da gümüş için madeni yakmak demekmiş. Çok fitne var demek, hepimiz yüksek fırındayız demek galiba
"fettan" da o madeni eriten kişi imiş, yani "fitne"yi yapan... kadınlara "fettan" denilmesi, yürek yakmalarıyla ilgili imiş...
Eliade ne derdi bilmem, "fitne" bir tür ilim, "fettan" da bir tür alim sanki... Şaka bir yana, "arıtma" işleminin kötülenmesi çok çok ilginç.
Şu da ilginç: Foucault, “Arılaştırma, daima bir ayin gibi işler” der.


*
Kepçe ne, kovayla alıyorlar, kaşık ne, damlalıkla veriyorlar. Buna da adaletin tecellesi diyor, kendilerini alkışlamamızı bekliyorlar.

....................................................................


 MEŞKLER, düşünce temrinleri. Genellikle esrik haldeyken yazıldılar, rakı, bira, şarap, söyleşi, doğa temaşası ya da rüyaların yarattığı haller içindeki söz ve sözcüklerin kaydı... Silik, soluk, sıkıcı, kof görünen yanları bundandır; göze, kulağa, akla hoş gelen yanları varsa yine bundandır...

0 yorum:

Yorum Gönder