9 Ağustos 2013 Cuma

Ziyaret


Bitkin. İncecik basıyor yere. Yer incitiyor onu, besbelli. 

Kış. Kar. Bir yüksek yapının en üst katındayız. Yanına çıkıyorum, yatağında uzanıyor. Altı bağlı. Bebek güzelliği yüzünde, "Soğuk iyi geldi bana" diyor, "Evleniyorum."

Düğünüyüle ölümünün kırk yemeği çakışıyormuş. "Kimin hatası bu" diyorum. Gülümsüyor, bir sorunla karşılaşınca hep yaptığı gibi: "Boşver, hata arama günü değil. Babama söyle, yemeği ertelesin. Önce düğünüm olacak."

Pencereden çıkıyorum, kızkardeş aşağıda, yolun kenarına oturmuş sesleniyor; yüzü, saçları bembeyaz:
"Çok güzel hava. İyi geldi hepimize. Bembeyaz da kar bak."


Dönüyorum. Gülümsüyor.
Bir şey bekliyor. İnanıyor daha yaşayacağına. Sarılıyorum.
Kokuyor, "Yıkanırsam, ölürmüşüm" diyor. Gülümsüyor yine.

Sesi çınlıyor kulağımda. Çınlama değil de mırıltı.
Hiç kesilmesin istiyorum. Dünya mırıltısı, kardeşlik mırıltısı.

"Hep yanımda ol. Hep yanında tut beni" diyor
Kucaklıyorum. Küçülüyor kucağımda.

Yanağını bulamıyorum öpmek için.
Ürpertiyle geri çekiliyorum.

Yüzü yüzümde.
"Dünya beni sevmedi" diyor. Gülümsüyor, "Niye sevmedi, abi?"
"Tanrı sevdiklerini..." diyecek oluyorum, durduğumuz yerler ayrılmaya başlıyor birbirinden.

Birden yere indiriyor gözlerini
Umudunu kesti benden.
Kırgın. İçli. Vakur.
"Daha sık gelmelisin" diyorum.

"Geleceğim" diyor; "Sen hiç gelemedinse de bugüne kadar. Senin de geleceğin güne kadar."

......
Ve belki öncesidir ya da sonrası, her halde birliktedirler.
Düş Ötesinden Gelen

0 yorum:

Yorum Gönder