15 Temmuz 2013 Pazartesi

MEŞKLER - Sözsüz konuşmalar




Konuşmanın sözle olmadığı yerler var. Olamayacağı.
Mezar mesela. Defin.
Kazmak. Yeni kazılmış mezar. Kefenli gövdeyi alıp dibe indirmek, yerleştirmek. Daha doğrusu aslında indirilen anda yerleşik olduğunu bilip yine de bir şeyler yapmaya çalışmak. Kaldırıp götürmek yerine bırakıp çıkmak.
Toprak. Toprak atmak.

Konuşma ellerdedir. Gövdede. Yüzde.Yürüyüşte, yürüyüşe hiç benzemeyen, hiçbir yere gitmeyen, mezarın etrafında, yanında, yöresinde dolanan.

Atılan her avuç, kürek toprak bir sözcük, bir cümle, bir koca sözler akışı. Sessiz sözcük, sözcüksüz cümle. 
Arkadan yüksek sesle Kuran 
ve ağlama sesleri. 
Kuran'a eşlik edebilecek tek söz hıçkırık. Kuran’la, tanrı sözüyle beraber, iç içe, insan sözü, tek mümkün insan sözü: Hıçkırık. ve gözyaşı. ve sessizlik.


Toprak keseği üstüne toprak keseği. Kimse kendinden emin değil, belki farkında bile değil ve ama şaşırtıcı biçimde herkes ne yaptığını bilir. Biliyor. Ağlayan, ağlamayan, yere bakan, taşa bakan, keseklere bakan, emin. Olan bitenden, yaptığından. Yapmadığından.

Anlam söylenende değil, sözde değil, yapılanda. Seste ve eylemde. Toprak keseği üstüne toprak keseği. Gözyaşı peşinden gözyaşı. Kucaklaşma üstüne kucaklaşma. Sevgili bedeni gömerken, birbirimize de gömülüyoruz.

Konuşmak, bir boşluğu doldurmak. Konuşmak, tek başına konuşmak, konuşmanın asıl içeriği. Anlam, konuşmanın sesinin, seslenmenin, ses alıp vermenin anlamından sonra gelen anlam.
Cenaze yapamayan toplumun pek de toplum olmadığı o yüzden mi söyleniyor? Konuşmadan konuşabilen toplum, cenaze yapmayı da bilen toplum. Konuşmadan konuşamayan, birbirini hiç bilmeyen, birbirine verecek gözyaşı, hıçkırığı, kucağı olmayan toplum. 

0 yorum:

Yorum Gönder