2 Ocak 2012 Pazartesi

Yürüyüşler-6


Yeni yılın ilk günü. Pazar. Eminönü meydanı canlı yine de. Meydan bugün mütevazı  ama, her günün telaşı değil, boş bir günün sükuneti var.

Vapur usul usul boşalıyor. İnsanlar sakin, koşturmuyor. Oysa Eminönü koşturma mekânı, yeraltı geçitlerinde de, yerüstü geçitlerinde de, otomobillerinde de, seyyar satıcılarında da hep bir acele var.

Bu acelenin sadece kapitalizmin kentin ruhuna nüfuzuyla oluştuğunu söyleyebilir miyiz? Bilmiyorum. Eski fotoğraflardaki gibi yavaş seyrediyor sanki bugün her şey.

Acelesiz Eminönü, Pazar gününün Eminönü, eski Eminönü’nün, yoksul İstanbul çağlarının Eminönüsü’nün ruhunu mu geri çağırıyor?




Martılar da, güvercinler de miskin günün tadını çıkarıyor gibi. Onlar da miskin. İki çocuk, ellerinde birer simit. Ufalayıp ufalayıp serçelere atıyorlar. Serçeler yarışıyor.

Güvercinden sonra serçeler de insan eline bakacak? Fakat serçeler olağan Eminönü kalabalığına gelemez. Gelse de seçilmezler bile. Onları yemleyen çocuklar gibi.



**

Doğubank kapalı. Fakat birçok dükkan açık. Yılın en sakin pazarı ama muhtemelen kentin hareketli yeri yine de. Tekyapılı alış veriş merkezleriyle boy ölçüşüyor hâlâ Eminönü.

Restorasyon. Binalar yenileniyor sürekli. Köhne vakıf han nasıl da güzel bir binaymış. Güzel ama soğuk. Otel severim oysa, bunu sevemedim.

Mahmutpaşa daha da canlı. Eski ticaretle yeni  ticaretin kaynaşması tamamlanmış gibi.  Zenginliği görünür olmuş dükkanların, dükkan çalışanlarının, tezgahların, çığırtkanların. Oradaki yapılar da yenilenmiş.  Restorasyon. Yapısal restorasyon.

**

Çorlulu Ali Paşa Medresesi. Hüzünleniyorum çoğu zaman ama öfkelenmeliyim. Avlu naylonlarla dörde, beşe bölünmüş.

Nargile. Hazcı, sakin gelenekten, gösterici modern tüketim kalıplarına devşirme. Tönbeki sizlere ömür. Isıtıcılardan bir çatı yapılmış. Ne duvar görünüyor, ne yer, ne gök.

Eski yapının içine naylon, demir ve kromdan yeni bir yapı yerleştirilmiş. Ağaçların gördüğü işi onlar görüyor. Üstten ısıtmalı. Kafalar yanıyor, ayaklar buz.

Baş kısmı hamamda, ayak kısmı soğuklukta. Tuhaf bir hamam. Memleketin hali gibi, üsttekiler hamamda, alttakiler soğuklukta.

Okuyan yok artık Medrese’de. Masalarda kitap yok. Defter yok. Öğrenci mi azaldı? Herhalde, ama okuma da azaldı. Okuma ve sohbet azaldı. Şimdi profesyonel  her şey.



**

Sahaflar Çarşısı öldü malum, ama her gün yeniden öldüğünü bugün farkettim-ülkedeki değerli her şey de biraz böyle değil mi?

Sahafiye yok ama sahaflar çarşısı... Kitap yok ama kıraathane... Demokrtasi yok ama parlamento... Ters gösterenli göstergeler ülkesi.

Belediye, sahaflar çarşısının çıkışına, Çınaraltı’na naylondan bir mekan icat etmiş. Naylon çağındayız, evet. Naylon yönetim, naylon yaşam, naylon insan, naylon zevkler.

Çınarlatı’nda kitap yasaklanalı beri bir yara yok mu? Benim kişisel tarihimle ilgili bir hal mi bu sadece? Büyük sermayenin kitap sektöründeki çıkarlarına ne zararı vardı Çınaraltı’nın?

Yoktu. Ama sermaye hegemonyası istisna sevmez. İstisnanın kendisi olmasını ister sadece.  Eski kitap deveranı, sahaf ve sahafiye yokluğu, orijinal okur yazar yokluğuna denk düşer mi?

Şu geveze filozof, Zizek, İstanbul’daki sahaf varlığından çok etkilenmişmiş. Ne gördüğünü merak ettim. Daha bir 10 yıl önce bile bu alan daha zengindi de ondan mı şimdi az buluyorum?

Sahaflar çarşısı ölmüş. Mahmutpaşa canlı ama, bu ölü günde bile. Ticaretin nöbeti bir hiçbir bitmiyor, karnı hiç doymadığından mı?

Mahmutpaşa’da yaşlı bir Kürt’ten duymuştum yıllar evvel: “Kim babasını satmadan tüccar olmayı öğrenmiş ki?”

**

Beyazıt meydanında da yenilenme, restorasyon yürüyor.  İmar çağındayız binalar için yapım, insanlar için yıkım çağı.

Ziya Paşa’nın aklı kazandı zaferi korkarım:



“Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm
Dolaştım mülk-i İslamı bütün viraneler gördüm.”


Ülkesi için dertlenen bir aydının sözü mü bu? Evet, elbette. Ama, metaforu yapıdan alıyorsa, sorun yok mu?
Aynı dönemde yaşayan Bayburtlu Zihni’ye bakınca daha iyi anlaşılmıyor mu bu:




Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş
Yavru göçmüş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

................................................


Devamı değil. Öncesi de değil. Ama bunlar da var:




0 yorum:

Yorum Gönder